Çal Dağı Türkiye'dir 

 

Vahşi madenciliğe karşı mücadele geliştirilmeli

Çaldağı'ndaki madencilik faaliyetine karşı mücadele için oluşturulan Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP) tarafından 3 Şubat akşamı düzenlenen bilgilendirme toplantısı her yönüyle anlamlı ve verimli bir toplantı oldu. Bilgilendirme toplantısında kayda değer önemli mesajlar vardı. Bu mesajların en önemlisi ise, Çaldağı sorununun sadece Turgutlu’nun değil, Türkiye’nin sorunu olarak görülmesi gerektiği.

Peki niçin sadece Turgutlu’nun sorunu olarak kalmamalı? Bunun yanıtı için toplantıda verilen mesajlar ile toplantıdaki konuşmacıların anlattıklarının kısa bir özetini bir sentez olarak aktarmak gerekiyor. Toplantıda verilen mesajları önemine göre sıralayalım.

 
Çal Dağı, Türkiye'dir!

Çal Dağı neden sadece Turgutlu’nun sorunu olarak görülmemeli?
Çünkü Çal Dağı’nda maden şirketi tarafından maden aramak için dünyada ilk kez uygulacak bir proje olan sülfürik asit liç yöntemi ile açık maden işletmesi ve yaratacağı çevre felaketi, Bergama’dan da, Kazdağlarından da, Kışladağ’dan ve diğer benzer yerlerden daha vahim ve buralarla kıyaslanamayacak kadar büyük ve daha tehlikeli. Bu nedenle Çal Dağı sorununu sadece Turgutlu’nun değil, Türkiye’nin sorunu olarak görmek, bu konunun bu nitelikte ciddi bir konu olduğunun da en geniş kesimlere anlatabilmek, sorunun ciddiliğine dikkat çekmek gerekiyor.

 
Çal Dağı sit alanı olmalıdır!

Türkiye’deki madencilik faaliyetleri sırasında neden bu tür çevresel sorunlar yaşanıyor?

Toplantıda verilen mesaj, bu sorunun cevabını yeterince açıklayacak nitelikte.
Çünkü Türkiye’de bugünkü madencilikle ilgili yasalar yanlış.
Madencilik yasaları, tam anlamıyla çevre felaketine neden olacak şekilde, madencilik uygulamalarının önündeki engelleri kaldıran, yasal hale getiren bir düzenleme haline dönüşmüş. Bu nedenle, mevcut madencilikle ilgili yasaların değişmesi, bugünkü anlayışın yerine “çevreye ve insana saygılı, kendi doğal zenginliklerimizi koruyan bir madencilik” anlayışı getirilmeli.

Toplantıda verilen mesajlardan biri ise, özellikle bugün kamuoyunun hala kafasını karıştıran bir soruyu giderecek nitelikte. Bunu da şöyle tanımlayabilmek mümkün: “Bizler Türkiye’de madencilik yapılsın mı, yapılmasın mı gibi bir konuyu tartışmıyoruz. Asıl konu, dünyada ilk kez Turgutlu’da uygulanacak olan “sülfürik asit liç yöntemi ile açık maden işletmesi” konusudur. Bizler, çevreye ve insana saygılı olmayan, doğal güzelliklerimizi ve tarihi zenginliğimizi talan eden vahşi madenciliğin karşısındayız.”

 
Madencilik yasası mı, talan yasası mı?

Türkiye’de madencilik faaliyetlerinin pek çoğunun bugün çevre felaketlerine yol açmasının asıl nedenlerini, bugünkü madencilik yasasında aramak gerekiyor. Çünkü madencilik yasası öyle bir hale getirilmiş ki, ülkemizin yeraltı zenginliklerinin, doğal kaynaklarının talan edilmesi ve doğal güzelliklerinin yok edilircesine tahrip edilmesinin başlıca nedeni ve kaynağı olmuş.
Türkiye’deki madencilik ile ilgili yasaları bu nedenle “talan ve soygun yasası” diye tanımlamak gerekiyor.

İşte bu nedenler dolayısıyla, Çal Dağı sorunu eğer sadece Turgutlu’nun değil, Türkiye’nin sorunu olarak algılanır ve ülke genelinde TUPÇEP tarafından böylesi bir mücadele zeminine yayılırsa, Çal Dağı konusu, Türkiye’deki madencilik ile ilgili mevcut yasaların değiştirilerek, “çevreye ve insana saygılı, doğal zenginlikleri ve güzellikleri koruyan bir madencilik” anlayışının yerleşmesine önemli katkılar sunabilir ve hatta madencilik anlayışının böylesi bir zeminde çözülmesi gerektiği konusuna önderlik bile edilebilir.

Dolayısıyla, Çal Dağı sorununun bu nitelikte bir sorun olduğunun bilinciyle hareket edilmeli. Bu nitelikte bir bilinçlenme de, doğal olarak TURÇEP’in sorumluluk ve görev anlayışını daha da genişletiyor ve geliştiriyor. Tabii toplumun da daha duyarlı ve sorumlu bir davranış çizgisine çekilmesinin zorunluluğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu tür bilgilendirme toplantılarının sıklıkla ve toplumun daha geniş kesimlerine ulaşabilecek şekilde düzenlenmesinin yararı büyük.

Çaldağı’ndaki maden arama çalışmaları derhal durdurulmalı, maden şirketi de kapatılmalıdır!
Çaldağı’ndaki vahşi madenciliğe hayır!
Çal Dağı sit alanı olmalıdır!
Çaldağı, Türkiye'dir.
Çünkü Çaldağı'nın başına gelenler, Türkiye'nin başına gelenleri anlatıyor.

 
Tıklayınız:   Nasıl bir çevre felaketi bizleri bekliyor?

4 Şubat 2010

 


0 Yorum - Yorum Yaz