TURÇEP de Kazdağları destek ziyaretine gitti

TURÇEP DE KAZDAĞLARI İÇİN
DESTEK ZİYARETİNE GİTTİ

17 Ağustos tarihinde tüm bileşenlerinin katılımıyla halka açık bir basın açıklaması yapan TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu) 18 Ağustos tarihinde de yine bileşenlerinin katılımıyla birlikte Kazdağları’ndaydı ve bu destek ziyaretinde ayrıca Fazıl Say konserini de izledi.

Basın açıklamasından sonra gece saat 00.30’da bileşenlerinden olan Eğitim-Sen, YAŞAMDER, TURDAK, İşçi Hakları Derneği ve TMMOB Kimya Mühendisleri Odası’ndan katılanlarla birlikte 20 kişilik bir grup olarak Kazdağları’na hareket etti. 18 Ağustos sabahı saat 08.00’den itibaren Kazdağları ülkenin dört bir yanından gelen çevre örgütleri, çeşitli sivil toplum örgütleri ve doğa dostları ile yaşam savunucuları yanı sıra binlerce duyarlı yurttaşın devam etmekte olan “Su ve vicdan nöbeti”ne destek için anlamlı ve büyük bir sevgi yumağı oluşturduğu buluşmaya sahne oldu. Bu arada TURÇEP Kazdağlar’ında Su ve Vicdan Nöbeti için bireysel katkı ve destek verenlere de teşekkür etti.


Saat 11.00’den itibaren ise Kazdağları’nın zirvesinden dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın tuşlarına okşarcasına dokunduğu piyanodan yükselen nağmelerin  seslendirdiği müzik yankılanmaya başladı. Onbinlerce yurttaşın sevgi seli gibi akarak buluştuğu Kazdağları’nda muhteşem bir konser veren dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say, Kazdağları için bestelediği “Kazdağları Marşı”nı ilk kez paylaştı.

Belediye Başkanı Ülgür Gökhan: “Topraklarımız emperyalistlere teslim ediliyor

Konser öncesi Su ve Vicdan Nöbeti’ne katılanları selamlayan Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, “Homeros İlyada’da tanrıların savaşı Kaz Dağları’ndan izlediğini yazar. Dünyanın en önemli efsanelerine ev sahipliği yapmış bir alandasınız. Yeryüzünde savaşlar bitmiyor; insanın insanla, doğayla savaşı dinmiyor. Savaş her zaman topla tüfekle de gelmiyor; topraklarımız özel izinlerle, teşviklerle emperyalistlere teslim ediliyor. Atamızın çoban ateşini yaktığı yerin hemen karşısında yıllar sonra yine toprağımızı korumak zorunda kalıyoruz. Bir karış toprağını vermemek için can verenlerin abideleştiği bu kutsal topraklarda altımız oyuluyor ama buna sessiz kalmıyoruz. Altımıza dinamit yerleştiriliyor, bir neslin, birkaç neslin geleceği karartılıyor” dedi.


Doğa mücadelesinin uzun yıllardır sürdüğünü belirten Başkan Gökhan, “12 yıldan buyana mitolojinin efsanevi dağı Bin Pınarlı İda (Kaz Dağları) ve son olarak da tek içme ve kullanma suyu kaynağımız Atikhisar Barajı Havzasında bulunan Kirazlı bölgesinde süren altın madeni arama ve işletme faaliyetlerine karşı sivil toplumla, duyarlı yurttaşlarla büyük mücadeleler verdik, vermeye devam ediyoruz. Burada ağacıyla, suyuyla, toprağıyla, börtü, böceği, kurdu, kuşuyla bir ekosisteme tecavüz ediliyor. Ne için? Üç kuruşluk altın için. Altın nedir? Ne işe yarar? Yenir mi? İçilir mi? Altımızı oyup, altınımızı alacak olanlardan başka bu işten karlı çıkacak kimse yok. Ülkemizin, şehrimizin, yöre halkının yararına bir zenginleşme yok bu işte. Üstelik fay hatlarının üzerinde kurulmuş, deprem bölgesinde olan bir şehrin göbeğinde yapılıyor bu işler. Resmen altımıza dinamit yerleştiriliyor, bir şehrin, birkaç neslin geleceği yok ediliyor” dedi.


“Kazdağları’ndan yükselen çığlığı sevgili Fazıl Say da duydu”

Başkan Gökhan, “İlk günden beri Su ve Vicdan Nöbeti alanımıza ülkemizin dört bir yanından konuklar geldi, sanatçılar, siyasetçiler, ulusal ve uluslararası çok önemli yayın kuruluşları bizi ziyaret etti, direnişimize destek verdi, sesimizi dünyaya duyurdu. Yaşam alanımızda ve pek çok başka yerde yaşanan doğa tahribatlarını gören vicdan sahipleri, ulusal ve uluslararası kamuoyunda tanınırlıkları yüksek pek çok sanatçı yanımızda yer aldı, bundan çok mutlu olduk… Atatürk’ün ‘Alnında ışığı ilk hisseden insan’ olarak tanımladığı, bu topraklardan beslenen sanatçılara da bu yakışırdı. Sevgili Fazıl Say da duydu Kazdağları’ndan yükselen çığlığı. ‘Doğaya sahip çıkmak, yaşama sahip çıkmak, binlerce yıllık derin tarihimize sahip çıkmak söz konusu ise, ben de orada olmalıyım’ dedi ve bana ulaştı. ‘Sessizliğin ve sükûnetin hâkim olduğu bir ortamda doğaya bir orman konseri vermek isterim’ dedi. Bu muhteşem teklifi ve doğaya ithaf edilecek Kazdağları Marşı müjdesini büyük mutluluk ve gururla karşıladık. ‘Kazdağları Hepimizin’ diyerek, tüm insanlığa ve canlı yaşamına ait bu değerlerin korunmasına ilgi çekmek için bugün aramızda olan, onur kaynağımız Sevgili Fazıl Say’a tüm doğa dostları adına ‘hoş geldiniz’ diyorum” dedi.


Fazıl Say: "Halkımla bugün gurur duydum”

Büyük alkışlarla sahneye gelen Fazıl Say, “Doğayı korumak için bu kadar büyük bir kalabalık olması, bu kadar aydın insanların bir araya gelmesi beni çok heyecanlandırdı ve mutlu etti. Gurur duydum Türk Halkıyla bugün. Aslında Kazdağları için başlatılan kampanya için ilk günden itibaren burada bulunanlara, doğayı savunanlara da bir teşekkür etmek isterim. Onlar hepimizi yüreklendirdiler, bu konserin gerçekleşmesine de ilham kaynağı oldular. Bu gezegende insanlar olarak, bitkilerle, hayvanlarla hep beraber gelecek için bir şeyler bırakmak istiyorsak korumak zorundayız. Yaşatmaktan ve yaşamaktan yana olmalıyız” dedi.

Kazdağları’ndaki direnişle dayanışma için gelen onbinlerce kişinin huzurunda, mücadeleye destek amacıyla konser veren dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say, notaların yaşam ve tüm canlılar için, Kazdağları’ndaki ağaçlar için bu kez ses vereceğini söylerken, “Bu ağaçlar, bu kuşlar Chopen’i, Betthoven’i, Mozart’ı mutlaka dinlemeli” dedi. Vicdan ve Su Nöbeti’ndeki direnişçiler ile Kazdağı’ndaki doğa tahribatına karşı mücadele veren yurttaşlara seslenerek “Sizler bu konsere ilham verdiniz. Gelecek için bir şey bırakmak istiyorsak, yaşamdan ve yaşatmaktan yana olmalıyız” diyen Say, konserinde ayrıca Mozart’ın Türk Marşı adlı bestesinden başka, kendi bestesi olan Jazz Efe sonatı ve Kaz Dağları için bestelediği marşı da çaldı.