Turgutlu Çaldağı Nikel madeni için mahkemenin kararı temyize gönderildi

Mahkemenin kararı temyize gönderildi

Bilirkişi heyetinin “bu ÇED yetersizdir” kararına rağmen yerel mahkemenin önceki ÇED’i baz alıp oy çokluğu ile  ÇED’in iptali davasının reddine karar vermesi şaşkınlık ve tepki yarattı. Bu karara mahkeme başkanı da karşı çıkıyor ve her ÇED davasının ayrı evreler olduğuna, bilirkişilerin kararı oybirliği ile verdiğine dikkat çekerek ÇED raporunun iptal edilmesi gerektiğini savunuyor.

Avukat Arif Cangı: Karar teamüllere aykırı. Karara itiraz ediyor ve temyize  gönderiyoruz.

TURÇEP: Kararda kamu yararı ve ulusal çıkarlar gözardı edilip sadece maden şirketinin çıkarı gözetiliyor. Turgutlu bu madeni kesinlikle istemiyor.


Süreç nasıl işledi:

Çaldağı için  "ÇED olumlu kararı"nın iptali davasında Mahkeme bu kez oy çokluğu ile davanın reddine karar verdi. İlk aşama yargılaması sonunda Manisa 2.İdare Mahkemesi, 23 Şubat 2016 tarihinde maden şirketi tarafından alınan ve bakanlıkça onaylanan ÇED raporunun olumlu kararının iptaline karar vermişti. Kararın davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile  Çaldağı Nikel Maden San. Ve Tic.A.Ş.’nin temyizi üzerine Danıştay 14.Dairesi, 3 kişilik bilirkişi heyetini yetersiz buldu ve daha fazla sayıda bilirkişi ile daha geniş alanda keşif yapılması için bu kararı bozdu. Mahkeme tarafından bu kez 9 kişilik bilirkişi heyeti oluşturuldu ve belirlenen 25 soruya cevap verecek inceleme ve keşif yapılması istendi. Her biri kendi alanının uzmanı 9 kişilik bilirkişi heyeti yapılan keşif sonucunda oybirliği ile ÇED raporunun yanlış ve yetersiz olduğuna karar verdi. Ancak mahkeme heyetinin daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı olduğu gerekçesi ile önceki ÇED’i baz alarak mevcut ÇED raporu için verilen bilirkişi raporunu geçersiz sayıp ÇED iptal davasını reddetmesi saşkınlık ve tepki yarattı. Mahkeme oyçokluğu ile “eksiklikler varsa da faaliyete geçince ilgili idareler denetler”, ayrıca “19.01.2006 tarihli ÇED olumlu belgesinin iptali davası reddedildi, o yüzden eksiklikleri olsa da bu ÇED olumlu belgesinin iptali gerekmez” dedi.

Mahkeme başkanı karara kaşı çıkıyor

Karara en başta mahkeme başkanı karşı çıkıyor, Karşı oy veren Mahkeme Başkanı Bünyamin Akdağ ise "her ÇED olumlu kararı diğerlerinden bağımsız bir şekilde incelenmesi gerekir, daha önce yargı yolundan geçen ÇED raporunda yer alan tespitler esas alınarak karar verilemez” derken, bilirkişi raporundaki kararın oybirliği ile verildiğine dikkat çekerek ÇED raporunun iptal edilmesi gerektiğini belirtiyor.

TURÇEP: Biz davamızda haklıyız ve bu madeni çalıştırmayacağız

İlçedeki hemen tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, sendika ve derneklerin bileşiminden oluşan ve 10 yıldır vahşi madenciliğe karşı çevre mücadelesi yürüten TURÇEP ise kararı hem şaşkınlık hem de tepki ile karşıladıklarını belirtti. Mahkemenin dayandığı ÇED raporundan bizzat maden şirketinin kendisinin vaz geçtiğini belirten TURÇEP, “Bu nedenle kararda hukuki isabet yoktur. Biz 9 kişilik uzman bilirkişi heyetinin oybirliği ile verdiği kararın esas alınması ve buna göre mevcut ÇED raporunun iptalinin gerektiğini savunuyoruz. Bu keşifler neden yapılıyor? Her biri kendi alanının uzmanı 9 kişilik bilirkişi heyetinin oybirliği ile verdiği “bu ÇED yetersizdir” kararı ile mahkeme başkanının sözleri ve ayrıca Danıştay’ın Anayasanın 169. maddesine dayanarak “Çaldağı’nda orman var, madencilik yapılamaz” kararı, bizim davamızda ne kadar haklı olduğumuzun belgeleridir.”dedi. 

KARAR TEMYİZ EDİLDİ 

Mahkemenin red kararına karşı davacı TMMOB'a bağlı bazı odalar, EGEÇEP ve Ekoloji kolektifi tarafından yürütmenin durdurulması istemi ile Danıştay'a temyiz dilekçesi verildi.

Madende yapılan son bilirkişi keşfinde ÇED Raporunun eksikliklere ve yanlışlıklara dikkat çekilerek yetersiz bulunduğunun altı çizilerek, "Var olan eksiklikler taahhütlerle giderilebilecek eksiklikler olsaydı bilirkişi heyeti de bu noktaları eksiklik olarak değerlendirmezdi. Bu sebeple tespit edilen bu eksikliklere rağmen ve ÇED Raporunun yeterli görülmediğine ilişkin bilirkişi raporunun bulunmasına rağmen işlemin iptal edilmemesi hukuka açıkça aykırıdır” denildi. Mahkemenin bilirkişi raporu aksine kanaat getirme hakkının olduğuna dikkat çekilen dilekçede; “Ancak hâkim bilirkişi raporunun aksine karar verirken, bilirkişi raporundaki sonucun neden dolayı yanlış olduğunu (kabul edilmeyeceğini) hükümde gerekçesiyle birlikte inceleyip belirtmelidir” ifadelerine yer verildi.

YAŞAM VE ÇEVRE HAKKI ÜSTÜN TUTULMALI

Çevre Hukuku'ndaki “İhtiyat ilkesi"ne vurgu yapılan dilekçede, yaşam hakkı ve gelecek kuşaklarının hakları ile doğrudan ilgili olan çevresel konularda, yorum yapılırken yaşam ve çevre hakkının üstün tutulması gerektiği ifade edildi. Dilekçede madenle ilgili şu görüşlere yer verildi, “Söz konusu işletme, bilirkişi raporunda belirtilen risklerin dışında bölgenin tarım alanlarıyla çevrili olması, işletmenin tamamının orman alanı üzerinde kurulu bulunması, deprem riskli bölgede yer alması, tarımsal faaliyet gösteren bölgenin suyunu göz ardı edilemeyecek şekilde tüketecek ve kirletecek olması ve sadece Turgutlu ovası için değil, Menemen ve Foça ilçelerini kapsayacak kadar geniş bir alanı etkileyecek şekilde gibi pek çok riski içermektedir”. Anayasa ve uluslararası yasalara da atıfta bulunulan dilekçede, “uygulandığında doğal varlıkların geri dönülemez bir biçimde kaybı ile bölgenin geleceğinde önemli kayıpların oluşması söz konusudur. Bu nedenle daha fazla gecikmeden, temyiz incelemesine başlanmadan dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ediyoruz”.

Eski Bakan Osman Pepe: Ben Çaldağı'ndaki bu madenciliğe izin vermedim from Çaldağı on Vimeo.

9 kişilik uzman bilirkişi heyetinin “ÇED yetersizdir” kararını geçersiz saymak için mahkemenin dayandığı eski ÇED raporu hakkında hükümetin ilk Çevre Bakanı Osman Pepe’nin söyledikleri: “Çevreye ve insana saygılı olmadığı için ben bu projeye izin vermedim…”
06 Ağustos 2018Özer Akdemir - Evrensel

Yorumlar - Yorum Yaz