Nasıl bir çevre felaketi bekliyor?

Nasıl bir çevre felâketi bekliyor?

 2007 yılının Şubat ayında Ankara'da YASED tarafından düzenlenen yemekte, o dönemde AB görüşmeleri için 'Başmüzakereci' olan Devlet Bakanı Ali Babacan'ın masasında yer alan European Nickel PLC şirketinin Yönetim Kurulu Üyesi Sir David Logan, Babacan'a verdiği kapalı zarf içindeki mektup konusunda gazetecilerin ısrarlı sorularına herhangi bir yanıt vermekten kaçınır ve herhangi bir açıklamada bulunmazken,  şirketin Genel Müdürü Simon Purkiss ise, onun yerine "Manisa Turgutlu'da 300 milyon dolarlık nikel yatırımı yapıyoruz" yanıtı ile gazetecilerin sorularını geçiştirmeye çalışıyordu. Gazetecilerin mektubun içeriğini açıklaması için "Belli ki bir sorununuz var, o yüzden Babacan'a mektup verdiniz" şeklindeki ısrarlı soruları devam ederken, Purkiss sorunları açıklamak yerine "Bizimki Türkiye'deki ikinci büyük İngiliz yatırımı olacak" demekle yetiniyordu. 

 Ertesi gün de Sir David Logan ve Simon Purkiss, yine YASED tarafından düzenlenen "Fırsatlar Ülkesi Türkiye" konulu konferansta Başbakan Erdoğan'la görüşüyordu. Purkiss, Erdoğan'la olan görüşmesinde de Çaldağı'nda uygulayacakları teknoloji için "Bu teknoloji dünyada ilk kez Türkiye'de uygulanacak. Çevreye kesinlikle zararı olmayan son derece temiz bir teknoloji" tanımını kullanıyordu.

Purkiss'in gerek yemekte gazetecilere söylediği "çok büyük yatırım yapacakları" konusu, gerekse "ilk kez Türkiye'de uygulanacak" olan bu tekniğin "çevreye zararı olmayan son derece temiz bir teknoloji olduğu" konusu gerçekleri kesinlikle yansıtmıyor, hatta tek kelimeyle tanımlamak gerekirse "yalan söylüyor". Öncelikle "Türkiye'nin maden endüstrisindeki en büyük yatırımın Turgutlu'da yapıldığı" şeklindeki söylem, sadece göz boyamaya yönelik şirketin kendi reklamını anlatıyor. 

Peki, şirket tarafından bu sözlerle örtülmeye çalışılan gerçekler nelerdir? İşta bazı yanıtlar:

 Türkiye, bir İngiliz sömürgesi değildir. Ama Turgutlu Çaldağı'ndaki maden işletmesinin hedefi ise, bu anlamda bir talan olayıdır.
 Bu zengin yeraltı kaynağımızın İngiliz şirketince talan edilmesi sonucunda ise; topraklarımız ve insanlarımız korkunç bir çevre felaketi ile karşı karşıya bırakılmış olacaktır.

"Ne tür bir çevre felaketi bizleri bekliyor" sorusunun yanıtı ise, Purkiss'in "Dünyada ilk kez Turgutlu'da kullanılacak, çevreye zararı olmayan son derece temiz bir teknoloji" sözleriyle açıkladığı, bu şirket tarafından nikel madeni elde etmekte kullanılanacak yöntemle ilgilidir. 

Çaldağı maden işletmesinde sülfürik asit liç yöntemiyle bir proje uygulanacak. Bu proje, Purkiss'in dediği gibi, bugüne dek dünyanın hiç bir yerinde uygulanmadı ve ilk kez Turgutlu'da uygulanacak. Bu bakımdan Purkiss'in dediği doğrudur, yani bu yöntem ilk kez Turgutlu'da uygulanacak. Ama bunun asıl nedeni, bu projenin uygulanmasına dünyanın hiç bir yerinde izin verilmemiş olmasıdır. 

Yoksa Purkiss'in Başbakan Erdoğan'la görüşmesinde açıkladığı gibi, bu proje "çevreye hiç zarar vermeyen son derece temiz bir teknoloji" olsaydı, o zaman başka ülkelerde de uygulanabilir ve bu projenin uygulanması engellenmezdi. Asıl gerçek ise; bu yöntemle nikel madeni işletilmesine dünyanın hiç bir yerinde izin verilmedi!

Şirket tarafından bu tür bir teknolojinin, yani sülfürik asit liç yönteminin tercih edilmesinin nedeni ise, son derece ucuz bir yatırım olması dolayısıyla kendilerine çok ucuza mal olacak olması. Yani burada aslolan, son derece düşük bir yatırım yaparak, elde edilecek olan kârın da çok yüksek düzeyde olmasını sağlamak. Bu da "Maden endüstrisindeki en büyük yatırımın yapılacağı" ifadesinin doğruyu yansıtmadığını kanıtlıyor. Yapılmak istenen, yeraltı kaynaklarımızın yok pahasına soyulması şeklindeki bir girişimdir.


Peki, aşırı kâr elde etmek için planlanan bu emperyalist proje sonucunda, topraklarımızı ve insanlarımızı nasıl bir tehlike bekliyor? İşte bazı sorular ve yanıtları:

 Şirket neler götürecek?
 Bugünkü piyasa değeri ile 25 milyar dolarlık tek nikel ve kobalt maden yatağımız elden gidecek.
 
287.000 adet ağaçtan oluşan bir ormanlık alan yok edilecek.
 Yalnızca Çaldağı'nda yetişen ve başka bölgelerde yetişmeyen 20 bitki türü yok olacak.
 Çevredeki tarımsal yaşamın zenginliği ve verimliliği yok olacak.

 15 yıl boyunca şirket tarafından yeraltı suları sadece şirketin işleri için çekilecek ve tüm Turgutlu'nun içme suyu tükenecek, çiftçi toprağını sulayacak su bulamayacak.

 İnsan ve diğer canlıların sağlığı elden gidecek.

 Geriye neler kalacak?
 
Dev bir çukur.
 İki adet büyük, zehirli atık dağı.
 900 bin metrekareye yayılmış, 40 metre yüksekliğinde, sülfürik asitle yıkanmış ve içinde en az 4 milyon 500 bin ton kükürt bulunan atık yığınları.
 10 milyon ton kükürt oksitleriyle kirlenmiş bir doğa.
 Kurulacak olan kalitesiz Çin malı ucuz bir asit fabrikasının üreteceği asit nedeniyle 15 yıl boyunca yağdırılacak tonlarca asit yüzünden tamamen çöle döndürülerek yok edilmiş olan 1. sınıf tarım arazisi.
 Etrafa zehir saçan asit fabrikasının enkazı.
 15 yıl boyunca sürdürülecek bu proje sırasında toprağa, suya ve doğaya karışan nikel tozları nedeniyle insanlarımızı bekleyen kanser tehlikesi...

  Şimdi de şu soruların yanıtını arayalım:
Çaldağı'nda uygulanacak olan proje nasıl bir projedir? 
Sülfürik asit liç yöntemi nedir? 
Böyle bir projenin yaratacağı tehdit ne kadar büyüktür?

 Sonraki sayfa: Sülfürik asit liç yöntemi ve tehlikeleri

Yorumlar - Yorum Yaz