Turgutlu Çaldağı'ndaki madencilik projesi iptal edilmelidir

Turgutlu Çaldağı'ndaki madencilik projesi kesin olarak iptal edilmelidir

— Turgutlu Çaldağı nikel maden işletmesi hakkında öncelikle bilinmesi gereken en önemli ayrıntı, hiçbir ülkede izin verilmediği. Bu nedenle bu projenin asıl sahibi olan European Nickel PLC, istedikleri her türlü izni Türkiye’de almayı başardıkları için Çaldağı’nı bu projenin “amiral gemisi” ilan etmişti. Bizler yıllardır dünyada kabul görmeyen böyle projenin Türkiye’de uygulanmak istenmesine karşı da mücadele veriyoruz.

— Bu madencilik projesi dünyada ilk kez denenmek istenmektedir. Çünkü ilk kez madencilikte nikelle birlikte sülfürik asit yöntemi geliştirilmek isteniyor. Maden işletme süresince proje kapsamında kullanılacak olan sülfürik asit miktarı da 18 milyon ton. Bu miktarda sülfürik asit 20 tonluk büyük tankerlere doldurulup tampon tampon dizilerek bir konvoy oluşturulduğunda, İzmir körfezinden başlayıp Çin denizine kadar uzayan bir konvoy oluşuyor, hatta bu mesafe de yetmeyip, denizin karşı tarafındaki adalara kadar uzuyor konvoy. İşte dünyanın en bereketli toprakları üzerinde bu kadar miktar sülfürik asit kullanılacak.

— Bu kadar miktar sülfürik asitin toprağa, suya ve havaya karışmaması mümkün değil. Doğa siyanürün zararlı etkisini 100 yılda giderebiliyor, ama sülfürik asitin yarattığı tahribatı tamir edebilmesi imkansız gibi bir şey.

— Oluşacak asit sisi ve asit buharlarının yaratacağı asit bulutlarının rüzgârla tüm Gediz vadisine dağılması ve ardından da asit yağmurlarının yaşanması riski çok yüksek. Bu durum da bir başka facia olarak görülüyor.

— Uygulanacak olan nikel maden işletmesi tamamen açık bir maden ocağı şeklinde ve çok geniş bir alan üzerinde yapılacak. Dolayısıyla tehlike daha cevherin sülfürik asitle ayrıştırma işlemine geçilmeden önce başlıyor. Çünkü doğada nikel cevheri kaya yapısı ile bütünleşmiş halde bulunduğundan 38 milyon ton nikel cevherini elde edebilmek için ilk önce Çaldağı’nı oyacaklar. Dev kaya kütleleri dinamitlerle patlatılarak, kazılarak, parçalanarak Çaldağı’ndan koparılarak, sonra da daha küçük parçalar haline getirebilmek için kırılarak parçalanmaya devam edilecek. Bütün bu işlemler hergün, 24 saat boyunca ve 15-20 yıl yapılacak. Bütün bu işlemler sırasında oluşacak toz miktarını hiçbir bilim adamının hesaplayamayacak kadar korkunç olduğunu söyleyebiliriz. Bu tozu bu kadar önemsememizin nedeni ise, ham nikel tozları ve bileşimlerinin kanserojen etkisi. Doğal olarak bu toz toprağa, havaya ve suya karışacak. Bundan dolayı da insanları ayrıca bekleyen kanser tehdidi cabası.

— Bu kadar geniş bir alana yayılan tamamen açık bir nikel maden işletmesi için maden işletme süresince kesilecek ağaç miktarı da korkunç boyutlarda olacak. Örneğin Prof. Dr. İsmail Duman’ın saptamalarına göre 1 milyon 850 bin ağaç, Orman Yüksek Mühendisi Kenan Öztan’a göre 2 milyon ağacın kesilmesi söz konusu.. Çaldağı’ndaki orman yapılan ağaçlandırma çalışması sonucu oluşturuldu ve nedeni de bölgemizin deprem bölgesi olması ve erezyon tehdidi altında olması.

— Ayrıca madenin ihtiyaç duyacağı su miktarı karşılanamayacak kadar çok miktarda. Gediz nehrinde yeterli su olmadığından maden yer altı sularını çekerek kullanacak ve tüm su kaynakları sadece maden işletmesinin ihtiyacı için kullanılacağından kuraklık da yaşanacak. Maden işletmesi işi bitip de çekip gittikten sonra, bölge tamamen maden çöplüğü haline geleceği gibi, insanlar içme suyu, çifçi de hayvanları ve arazisi için sulama suyu bulamaz hale gelecek.

— En korkunç tehdit ise, toprakta arsenik etkisinin canlanacak olması. Doğada uyur vaziyette bulunan arseniki uyandırıp harekete geçiren tek şey sülfürik asit. Çünkü toprağın bağışıklık sistemini sülfürik asit yok edeceğinden arsenik uyanarak harekete geçecek!

PROJENİN EKONOMİK ANALİZİ

Projenin ekonomik yönüne bakınca, şirketin bizzat kendi hazırlattığı ÇED raporunda, bu projeden 15 yılda çıkarılacak nikel gelirinin 2 milyar USD ve devlete 15 yılda vergi getirisinin 163.165.000 USD civarında olacağı öngörülüyor (sf.40-41, 342).
O http://www.2shared.com/document/qb0O0b8C/Rapor.html
O Sadece 2011 yılı Manisa merkez ve ilçelerinin Borsa kotasyonuna tabi ürün girdilerinin toplamı yaklaşık 3.5 milyar TL’dir. Hallere giren çıkan ve direk satılan miktarlarla bu rakam 7-8 milyar TL’nin çok üzerindedir.
O Dolayısıyla bu bölgenin üstü altındaki madenden çok daha fazla getiriye sahiptir.
O Bu gelirin ilelebet yokolacağı göz önüne alınırsa ortadaki çevre felaketi riskinin yanında sosyo-ekonomik riskte aşikardır. Bir sefere mahsus ve 15 seneye yayılmış şekilde 163milyon USD vergi almak için nice, milyar dolarların feda edilmesi söz konusudur.

Projenin ekonomik analizi

Tarım sektörü: • 82.5 Milyar TL (2011 yılı rakamları baz alınarak)
Sanayi sektörü: • 136 Milyar TL
Hizmet sektörü: • 194 Milyar TL
Nikel madeni: • 3.6 Milyar TL (ÇED Raporu sf. 40)

Manisa ili 15 yıllık üretim rakamları

Tarım sektörü: • 90,923
Sanayi sektörü: • 60,615
Ticaret sektörü: • 34,970
Hizmet sektörü: • 46,627
Nikel madeni: • 500 (ÇED Raporu sf. 30)

* Veriler Zafer Kalkınma Ajansı 2009 Yılı, Türkiye İhraçatçılar Birliği 2011 yılı ve Manisa İl Tarım Müdürlüğü 2011 Yılı Raporlarından Alınmıştır.

— Sonuç olarak matematik de bu madenciliğin akıl ve mantık işi olmadığını söylüyor.

Ortaya konulan resmi rakamlar çok önemli bir gerçeği çok çarpıcı bir şekilde açıklıyor: O gerçek de bölgemizde yerin üstünün altından çok daha değerli olduğu, doğanın bizlere armağan diye sunduğu asıl zenginliğin ve gerçek hazinenin Manisa ovası olduğu gerçeğidir.

01 Haziran 2015Çaldağı

Yorumlar - Yorum Yaz