Değerlendirme raporu 2014

Değerlendirme raporu 2014
Çaldağı'nda madene kesinlikle geçit vermeyeceğiz!

DEĞERLENDİRME RAPORU:
Turgutlu Çaldağı’nda uygulanmak istenen nikel maden işletmeciliğine karşı verdiğimiz çevreci mücadelemizin şu an geldiği ve içinde bulunduğu aşamayı doğru yorumlamak ve geleceğe dönük atılacak adımları, bu anlamda alınan kararları net olarak algılayabilmek açısından, bu vahşi madenciliğe karşı mücadelenin başından itibaren geçirilen aşamaların da irdelenmesinde yarar var.

1. Aşama - İsim değişikliği:
European Nickel şirketi, Çaldağı’na ilk olarak Bosphorus adını taşıyan paravan şirket ile konuşlandı. Madene karşı gelişen direniş karşısında, direnişi önlemek amacıyla başvurduğu ilk taktik isim değişikliği oldu. Sardes adını alarak, böylece halka sıcak gelecek lokal bir isimle vahşi madencilik projesini uygulamaya çalıştılar. Ellerinde TÜBİTAK desteği sağlanmış bir ÇED raporu ve arkalarındaki iktidar desteğinin varlığına olan güvenleri ile vahşi madencilik projesini kararlılıkla uygulama çabasında oldular.  Böylece Çaldağı, nikel madenciliğinde dünya genelinde uygulanmak istenen bu vahşi madencilik projesi için “projenin dünyadaki amiral gemisi” olarak adlandırıldı.

2. Aşama – Kimlik değişikliği:
European Nickel şirketi, direnişi önleyemeyince bu kez de kimlik değişikliği yaparak, yapılan ihale sonucu şirketi ve tesisleri bir Türk şirketine sattı (?) Sardes adını verdiği paravan şirketi VTG Madencilik adlı bir Türk şirketine devrederek, böylece toplumdaki anti-emperyalist tepkileri ve yabancı allerjisini ortadan kaldırmayı hedefledi. Ancak bu sonuç; maden şirketi açısından bir yenilgi anlamına geliyordu. Çünkü halkın direnişi, İngilizlerin kovulması ile sonuçlanmıştı. Bu durum  da, yabancı maden şirketlerinin işler zora girdiğinde toplumdaki tepkilerden kurtulmak ve kamuoyunu aldatabilmek için “şirketi Türkleştirme taktiği” uyguladığını gösterdi.

3. Aşama - Bu aşamada Türk kimliği ile aynı madencilik projesini yürütmek isteyen yeni şirketin çevreci direnişi önlemek için başvurduğu en önemli 2 taktik oldu. Bunları şöyle tanımlayabiliriz:

a- İzleme komitesi oyunu: Sivil toplum örgütleri ve ilçe yöneticilerinden oluşan İzleme Komitesi önerisi ile bir hamle yapmaya çalışan maden şirketi, böylece TURÇEP’i bölme veya devredışı bırakmayı hedefledi. Ancak, AKP dışındaki tüm partilerin ve ilçedeki hemen tüm sivil toplum örgütlerinin zaten madene karşı oluşturdukları TURÇEP çatısı altında yer aldıkları ve bu nedenle asıl muhataplarının TURÇEP olması gerektiği ortaya net olarak konulup, madenin isteği yönünde bir girişimin oluşması önlendi.

b- Finlandiya oyunu: Çaldağı’ndaki tesisleri devralan Türk şirketinin bir “taşeron”, satış işinin de sadece “bir İngiliz oyunu” olduğu ortaya konulunca, bu kez çevrecilerin elindeki bir başka kozu daha ellerinden almak için bir başka oyun denendi. Finlandiya yalanını uydurup, Çaldağı’nda uygulanmak istenen madencilik projesinin “dünyada ilk olmadığı ve başka yerlerde de uygulandığını” ortaya koymaya çalıştılar. Ancak bu yalanları da kısa zamanda her yönüyle ortaya çıkarılarak, güvenirlikleri halkın gözünde tamamen yok edildi. Finlandiya’da güya örnek diye gösterdikleri işletmenin bizzat Finlandiya hükümeti tarafından kapatılması da son darbe oldu ve Çaldağı’ndaki vahşi madencilik konusunda artık inandırıcılıklarını da kaybettiler.

4. Aşama – ÇED Değişikliği:
Bundan sonra iyice sıkışan maden şirketi, bu kez başından beri “kutsal bir belge” imiş gibi savunduğu ÇED raporundan vaz geçerek, yeni ÇED süreci başlattı. Böylece çevre mücadelesi, TÜBİTAK’tan destek de sağlanarak alınmış, mahkeme kararıyla da sağlamlaştırılmış, iktidar desteği de sağlanmış European Nickel şirketinin ÇED raporunu paçavraya çevirerek tarihin çöplüğüne atılmasını başararak çok önemli bir başarı daha elde etti.

5. Aşama – Geri çekilme taktiği:
Halkın gözünde tüm inandırıcılığı ve güvenirliğini kaybeden maden şirketi, artık elinde ÇED raporu da  kalmayınca, umudunu her defasında kendilerine kefil olduklarını açıklayan AKP iktidarının arkalarındaki bu desteğine ve yerel seçimlere endeksledi. Ancak halk başından beri madenin yanında olan Belediye Başkanını cezalandırarak büyük bir oy farkıyla sandığa gömünce, maden şirketi önemli bir kalesini daha kaybetti. Bu durumda artık umudu yeni ÇED raporunun onaylanmasına kaldı. Ama çevrecilerin bu konuda da ileri ve kararlı adımları nedeniyle 2. ÇED oyunu konusunda kamuoyunda yaratılan duyarlılık sonucu geri çekilme taktiğine başvurdu. Şirket hisselerinin yarısından fazlası bir inşaat şirketine devredildi, Çaldağı’ndaki tesisleri de 3’te 2 oranında küçülttü.

Bu sonuç şöyle de stratejik olarak tanımlanabilir: Amiral battı! İçindekiler şimdi bir filika ile durumu kurtarmaya ve iktidarın da yeni ÇED raporunu onaylayarak kendilerine can simidi atmasını bekliyor. Bakanlığın ÇED’i onaylaması ise istedikleri can simidinin kendilerine verilmesi anlamını taşıyacaktır.

Yeni ÇED süreci ne anlam taşıyor? 
Başvurdukları yeni taktiğin adı şimdi “yeni ÇED” adını taşıyor. Ama nasıl sinsice bir oyun tezgahlandığını ortaya koyabilmek açısından bu durumu şöyle vurgulamak gerekli: Aslında yapılmak istenen şey, kamuoyunu aldatabilmek ve madenin yanına çekebilmek için yeni bir senaryoyu şanslarını bir kez daha deneyebilecekleri şekilde devreye sokmak. Ortada ne yepyeni bir ÇED raporu ne de proje değişikliği filan var. Yapılan şey; mevcut ÇED raporu üzerinde bir takım rötuşlar yapıp, sonra da bu vahşi madencilik projesini yeni bir ambalaja sarmak ve halkı böylece kandırmak. ÇED üzerinde yapılan rötuşlar ise sadece işletmeyi kendileri için daha kârlı bir hale dönüştürmeye çalıştıklarını gösteriyor.

Bu arada şirketin yarı hissesinin bir inşaat şirketine devretmesi ise; şirketin geri çekilme süreci içinde kamuoyunu aldatabilecek bir adım olarak, kendini kamufle etme taktiğine de başvurduğu şeklinde yorumlanabilir.

Yeni aşamada çevre mücadelesinin tavrı:
Gelinen aşamanın çevre mücadelesi lehine, maden şirketinin ise aleyhine pek çok özellikler taşıdığını saptayan TURÇEP, bu aşamanın mücadelede çıtanın giderek kademeli şekilde yükseltilmesi gereken süreç niteliği taşıdığını belirleyerek, bu doğrultuda bazı kararlar aldı. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir:

— Kamuoyunda Çaldağı direnişi olarak da bilinen çevreci mücadelemizin, “bilimi kılavuz edinen ve siyasetlerüstü kulvarda sürdürülen topyekûn bir mücadele” şeklinde nitelendirilmesi gerektiği, “TURÇEP’in bu mücadelenin lokomotifi olduğu” teyid edildi.
TEMA Vakfı’nın da devreye girmesi ile yeni ÇED’in onaylanmaması ve madenin kapatılması talebini içeren TURÇEP’in başlatmış olduğu “bir mektup da sen yaz” kampanyası yurt genelinde yaygınlaştırılacak.
— Tek bir ağaç kesilmesine bile izin verilmeyecek, ağaç kesimi engellenecek.
TURÇEP’in yapılanması da mücadele şeklinin değişeceği bu sürece uygun olarak dizayn edilecek.
— Bu süreçte bileşenlerden olan sivil toplum örgütlerinin yapılanmada ve mücadelede daha etkin bir rol oynamalarına özen gösterilecek.
— Maden şirketinin geri çekilme taktiğine başvurması ve kamuflaj amacıyla bir inşaat şirketi ile anlaşması karşısında, mücadele çizgisi tempoyu düşürmeden çıtayı sürekli yükseltme şeklinde olacak. İnşaat aşamasında olan şirketin proje kapsamında inşaat çalışmalarına başlaması karşısında da eylemci bir çizgi izlenecek.
— Yeni sürece ilişkin bilgilendirme ve istişare toplantıları yapan TURÇEP, bu toplantılarını özellikle kitlesel güce sahip ve mücadeleyi potansiyel olarak etkileyici yeri olan bileşenlerini ziyaret ederek sürdürdü. Her toplantıda, TURÇEP’in “ÇED raporu onaylansa da, her türlü izni almayı başarsalar da, bu madene biz izin vermeyecek ve kesinlikle çalıştırmayacağız” kararı da teyit edildi.

TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu)

08 Ağustos 2014

08 Ağustos 2014Çaldağı

Yorumlar - Yorum Yaz