Ekolojik mücadele toplumsallaştırılmalıdır

Ekolojik mücadele toplumsallaştırılmalıdır
Soma'nın Yırca köyündeki direniş çadırı destek için gelen çevreci  kuruluşların  buluşma noktası oldu

Soma’nın Yırca köyünde zeytin ağaçlarının Kolin şirketi tarafından zorla sökülüp kesilmesine karşı köylülerin direniş nöbeti sürerken, çevreciler de direnişçileri yalnız bırakmıyor. 28 Ekim günü Yırca köyündeki direniş çadırı destek için gelen çevrecilerin adeta buluşma noktası oldu. Yırca köyündeki direniş çadırında Dikili, Ayvalık, Çanakkale, Kazdağları, Kuzey Ormanları Savunması, 9 Eylül Üniversitesi öğrencileri, Manisa Tabipler Odası, Salihli ve Turgutlulu çevreciler ile Greenpeace temsilcilerinin buluşması bir foruma da dönüşerek, yaşam alanlarına sahip çıkma mücadelesi verenlerin deneyimlerini de paylaşıp, çeşitli değerlendirmelerin yapıldığı bir panel havasında geçti.

ÇİFTÇİNİN MÜCADELESİ İLE EKOLOJİ MÜCADELESİ İÇİÇEDİR

Köylülerinin direnişine destek için Yırca köyünde bulunan TURÇEP, açıklamasında Çaldağı direnişi hakkında da kısaca bilgi vererek deneyimlerini diğer çevreci kuruluşlarla paylaşırken, çiftçinin ve köylünün mücadelesinin ekoloji mücadelesi ile iç içe bir konu olduğunu, bu nedenle çevreci mücadele ile çiftçi ve köylünün mücadelesinin bir bütün olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Yaşanan çevre dramlarının ardında, doğayı bir meta gözüyle gören sermayenin kendi çıkarı için doğayı da özelleştirmeye çalışan tavrının, doğanın tüm yaşam kaynaklarının sadece sermayenin çıkarı için kullanılmasına yönelik bir politikanın ve bu nedenle sermaye guruplarının tarım alanlarını yok edercesine ortak yaşam alanlarına yönelik saldırganlığının yattığına değinen TURÇEP, “İktidarın uyguladığı ekonomi ve tarım politikası, çiftçiyi yoksullaştırma ve köylüyü de topraksızlaştırmaya yönelik. Çevre politikası da bu anlayışın yaşam alanlarına bir doğrudan bir yansıması. Bu nedenle sermaye guruplarının gözü dönmüş ihtirası için tarım alanları feda edilmekte, yaşam alanlarımız ciddi çevresel felaketlerin odağı haline getirilmekte. Sonuçta dünyanın tarım cennetlerinden olan Gediz havzası ve Manisa ovasının üzerinde günümüzde kara bulutlar dolaşıyor” açıklamasında bulunarak, “Yırca Köyünde zeytin ağaçlarının katledilmesi ile Çaldağı’ndaki orman katliamı aynı anlamı taşıyor. Çünkü bu katliamların ardında aynı amaç ve aynı neden yatıyor. Sermaye guruplarının gözü dönmüş çıkarı için tarım ve tarım alanları feda ediliyor. Buna da bizler ‘doğa katliamcısı çarpık sanayileşme ve vahşi madencilik’ diyoruz” vurgulamasını yaptı.

ÇEVRECİLER MANİSA GENELİNDE GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRİYOR

Sermayenin iktidarla elele vererek tarım alanlarını yok edercesine uygulanan bu saldırganlığıyla ekolojik yaşamın da günümüzde bir rant kapısı haline getirildiğine değinen TURÇEP, sonuçta bu saldırganlığın hem doğadaki ekolojik yaşam, hem de insan hakları açısından ciddi bir tehdit haline dönüştüğünü ifade ederek, şöyle dedi: “Bu gözü dönmüş saldırganlık sonucunda dünyanın en değerli tarım bölgesi olan, ülkemizin tarımda gözbebeği halindeki Manisa ovası yok olma tehlikesi altına girmiş durumda. Çarpık sanayileşmenin çevreye yönelik saldırgan gelişiminin yanında bir de son yıllardaki vahşi madencilik politikasının tehdidi altına girildi. Doğa ve çevreye karşı yok edici bir saldırganlık içeren çarpık sanayileşme ve vahşi madencilik, dünyanın en bereketli topraklarını günümüzde çöle çevirecek kadar ciddi bir tehdit haline gelmiş durumda. Bu nedenle gözü dönmüş sermayenin bu vahşice saldırganlığına karşı hem yaşam alanların, hem de ekolojik yaşamı korumak ve topraklarına sahip çıkmak için yıllardır çevre mücadelesi verenler güçlerini Manisa genelinde birleştirmeye karar verdiler. Çevreye ve doğadaki ekolojik yaşama yönelik bu gözü dönmüş saldırganlığa karşı topyekün mücadeleyi gerçekleştirecek, ortak mücadele platformu yaratacak çabalar içindeyiz. Bu nedenle Kasım ayı içinde Manisa’nın tüm ilçelerindeki çevreci kuruluşların il düzeyinde bir araya gelmesiyle Manisa Çevre Platformu oluşturulması gündemde” açıklamasında bulundu.



EKOLOJİ MÜCADELESİ TOPLUMSAL HALE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR

Açıklamasında çevresel sorunların ve sermayenin ekolojik yaşamı tehdit eden yaşam alanlarına yönelik saldırganlığının Türkiye’nin her köşesini adeta bir ağ gibi sardığını, bu nedenle de yıllar önce Bergama köylülerinin başlattığı çevreci mücadelenin Hakkari’den Karaburun’a kadar her alana yayıldığını vurgulayan TURÇEP, “Bu durum da göstermektedir ki, çevresel sorunlar artık sadece belirli bölgelerde yaşanan lokal sorunlar olmaktan çıkıp günümüzde toplumsal bir sorun haline gelmiştir. İnsanlarımız bugün ülkenin her yerinde hem ülkenin hem de doğanın talanına karşı durarak, hem yaşam alanlarına hem de insan haklarına sahip çıkarak direniyor. Bu durum da ekolojik mücadelenin günümüzde artık toplumsal bir mücadeleye dönüştürülmesi gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle tüm çevreciler ve yaşam savunucuları mücadelelerini toplumsal bir hale dönüştürecek, birlik ve dayanışmalarını geliştirip güçlendirecek adımlar atmaya dönük çaba ve çalışmalar içinde olmalıdır. TURÇEP olarak bizler bunu hem bir davet, hem de bir beklenti olarak ifade ediyoruz” dedi.

29 Ekim 2014Çaldağı

Yorumlar - Yorum Yaz