Turgutlu'da vahşi madencilik paneli: Turgutlu, Soma olmayacak!

TURGUTLU’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ

Turgutlu'da STK'lar tarafından “2. ÇED süreci ve Turgutlu’yu bekleyen tehlikeler” paneli düzenlendi

TURGUTLU, SOMA OLMAYACAK!

  Tahir Öngür'ün sunumundan bir bölüm: 

Turgutlu’da TURÇEP ve bileşeni sivil toplum örgütlerince düzenlenen “vahşi madencilik” paneline yoğun ilgi gösterildi. Turgutlu Çaldağ’da uygulanmak istenen nikel maden işletmesinin yaratacağı tehditlerin konu edildiği, “2. ÇED süreci ve Turgutlu’yu bekleyen tehlikeler” konulu panelde Soma’da meydana gelen maden faciasına da sık sık vurgulamalar yapılırken, panelin de Soma’daki maden faciasında yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşuyla başlaması dikkat çekti. Panelde konuşmacı olarak TEMA Bilim Kurulu Üyesi Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür yer aldı.

Moderatörlük görevini TURÇEP Bileşenlerinden Mimarlar Odası Temsilcisi Mahir Ek’in yaptığı panelin açılış konuşması ise TURÇEP Dönem sözcüsü Yıldız Aktaş tarafından yapıldı. Moderatör Mahir Ek’in Soma maden faciasında hayatını kaybedenler için yapılan saygı dıuruşu ardından mikrofona davet ettiği Yıldız Aktaş, konuşmasında TURÇEP adına şunları söyledi: “Toplantımıza tüm toplumumuz için hala kanayan ve sızlayan bir yara sayılan Soma faciasının acısını bir kez daha tazeleyerek başladık. Bunun bizler açısından taşıdığı bir başka anlam daha var. Çünkü karşı karşıya bulunduğumuz gerçekler, bizlere Soma faciasının sadece bir maden kazası olmadığını, ardında yatan korkunç ihmaller zinciri nedeniyle madende hayatını kaybedenlerin bu korkunç ihmalin ve ülkemizde vahşi madenciliğe prim veren bir anlayışın kurbanı olduğunu anlatıyor.

SOMA FACİASINDAN TOPLUM OLARAK ÖNEMLİ DERSLER ÇIKARILMALI
Bu bakımdan Soma’daki maden faciasından toplum olarak çok büyük dersler çıkarılması gerektiğine inanıyoruz. Soma maden faciası, bizlere bu ülkedeki vahşi madencilik anlayışının, böyle bir anlayışa prim veren mevcut madencilik yasasının, siyasi iktidarların sadece sermayenin veya maden şirketlerinin çıkarını kollayan tavrının mutlaka sorgulanması gerektiğini söylemektedir. Soma’daki facianın ardında yatan neden alın yazısı veya kader değil, vahşi madencilik anlayışıdır. Çünkü tıpkı Turgutlu Çaldağı’nda uygulanmak istenen madencilik projesinde olduğu gibi, en yüksek kâr elde etmek için en düşük yatırımı yapma anlayışı yer almaktadır. Çaldağı’nda uygulanmak istenen madenciliğe dünyanın hiçbir ülkesinde izin verilmediğini bugün artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Dünyanın en bereketli toprakları üzerinde yaşadığının bilincinde olan halkımızın sağduyusu, birlik ve dayanışma anlayışı, topraklarına sahip çıkma kararlılığıyla yıllardır verdiği mücadele sayesinde bugüne kadar çok ileri adımlar atmalarını engelleyebildik. Şirket önce isim değiştirdi, tabela değiştirdi, sonra kimlik değiştirdi, el değiştirdi. Dünyada hiçbir ülkenin izin vermediği bir madencilik yöntemini Turgutlu’muzda uygulamaya çalışanlar, halkımızı kandırabilmek için bugüne kadar her türlü kılığa girip, her türlü yalanı söyledi. Ancak halkımızın sağduyusu, birlik ve mücadele anlayışı karşısında her defasında başarısızlığa uğradılar. Artık halkımızın gözünde hiçbir inandırıcılıkları ve güvenilir tarafları kalmadı.

VAHŞİ MADENCİLİĞİ YENİ BİR AMBALAJLA SARACAKLAR
Şimdi ise şanslarını son bir defa daha deneyebilmek için yeni bir oyun peşinde oldukları görülüyor. Daha önce isim değiştiren, sonra kimlik değiştiren, el değiştiren maden şirketi, şimdi de 7 yıldır çok bilimsel ve çok güzel diye savunduğu ÇED raporundan vaz geçip, bu defa da ÇED değişikliği yapacaklarını söyledi. İyice köşeye sıkışan maden şirketi şimdi de böyle bir manevrayla sıyrılmaya çalışıyor. Yaptıkları şey ise halkın hafızasını sıfırlayıp, bilgilerini kirletmek, böylece vahşi madencilik projesi hakkında kamuoyunu aldatmaya çalışmak sadece. Çünkü “ÇED değişikliği” adı altında yaptıkları şey, mevcut ÇED raporu üzerinde bir takım rötuşlar yapıp, sonra da bu vahşi madencilik projesini yeni bir ambalaja sarmak. Yaptıkları değişiklikler ise sadece işletmeyi kendileri açısından daha kârlı bir hale getirmek için. İşte bu konuları bir de bilimsel olarak ortaya koyabilmek ve ilk etapta bileşenlerimizi bilgilendirebilmek amacıyla “ÇED değişikliği ve Turgutlu’yu bekleyen tehlikeler” konulu bu paneli düzenledik.

TURGUTLU, SOMA OLMASIN!
Turgutlu’da uygulanmak istenen bu madencilik projesi artık kamuoyunda “Gediz vadisi cinayeti” olarak adlandırılıyor. Bütün Gediz havzasını çöle çevirecek bir tehlike potansiyeli taşıyan bu madenciliğe bazı bilim adamları “Gediz vadisine bir Çernobil faciası yaşatabilir” gözüyle bakıyor. Başta TURÇEP, EGEÇEP, TEMA Vakfı, GEMA Vakfı olmak üzere, sivil toplum örgütleri ve halk tarafından yüzlerce itiraz dilekçesi verildiği halde, onlarca bilim adamının bilimsel raporlarına rağmen maden şirketinin yeni ÇED raporu yine onaylandı. Soma maden faciasının ardında yatan ihmaller zinciri Turgutlu’da da bu şekilde karşımıza çıkıyor ne yazık ki. Bilimin ve halkın sesine kulaklar tıkanıp sadece maden şirketinin çıkarı kollanıyor. Ancak bizler bu vahşi madencilik uygulamasına karşı topraklarımızı korumaya ve sonuna kadar mücadeleye kararlıyız. Derdimizi ancak bu şekilde anlatabileceğimiz görülüyor. Bu nedenle “Turgutlu Soma olmasın, Turgutlu Soma olmayacak” diyoruz.”

BU YALANLARI SÖYLEYENLER BAŞKA YERDE SOPAYLA KOVALANIR
TURÇEP Dönem Sözcüsü Aktaş’ın, konuşmasını tamamlamasının ardından mikrofona davet ettiği Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür de Turgutlu Çaldağ’daki nikel işletmesinin “2. ÇED Süreci” diye adlandırdığı, Yeni ÇED Başvuru Raporu hakkındaki bilimsel inceleme ve gözlemleri aktardı. Maden şirketince hazırlatılan ÇED raporunun her bölümünü ayrı ayrı aktararak eleştirilerde bulunan Tahir Öngür, sunumunda özetle şunları söyledi: “Öncelikle böyle bir ÇED raporunun askıya çıkarılması bile yanlış. Ama askıya bile çıkarılamayacak kadar eksik ve yanlışlarla dolu böyle bir ÇED raporunun onaylanması ise bundan daha da büyük bir yanlış.” Konuşmasında “500 sayfayı aşkın bu raporun neredeyse her sayfası yalanlar ve yanlışlarla dolu. Ama nasıl olsa bir bu raporu onaylatırız diye güvendiklerinden bu kadar yalanı söyleyebilmişler. Bu kadar yalan söyleyenleri başka yerlerde sopayla kovalarlar” dedi.

FAY HATTINI BİLE GİZLEMİŞLER
Öngür, “Hazırlanan raporda uygulanacak madencilik projesinin yaratacağı tehlikeler gözlerden ustalıkla gizlenmeye çalışılmış. İşte bu konuda çok büyük titizlik göstermişler” diyerek, bir jeoloji uzmanı olarak ÇED raporunda yer alan bir haritayı da gösterdi ve “Bakın normalde burada bir fay hattı olması gerekiyor. Ama hazırlanan ÇED raporundaki bu harita fay hattını göstermiyor, çünkü ortadan kaldırmışlar” diyerek ÇED raporunun onaylanmasını eleştirdi. Öngür, konuşmasının bir yerinde de “Namuslu bir yargıç, onaylanan bu ÇED raporu ile ilgili sürecin mutlaka durdurulması yönünde karar verir” dedi. Hazırlanan rapordaki yanlışlardan başka pek çok eksikler de olduğunu belirten Öngür, “Alıntılar yaptıkları ve rapora ekli olduğunu söyledikleri EK’lerin bile raporda yer almaması ve eklenmemiş olması da çok düşündürücü” ifadelerini kullandı. Sunumun ardından soru-cevap bölümünde ise, panele katılanların Çaldağı’ndaki madencilik projesinin yaratacağı tehditler ve hazırlanan ÇED raporuna ilişkin sorularını yanıtladı.

       24 Mayıs 2014Çaldağı    

Yorumlar - Yorum Yaz