TURÇEP yerel seçim için hazırladığı ekoloji raporunu halkla da paylaştı

TURÇEP, EKOLOJİ RAPORUNU HALKLA DA PAYLAŞTI
Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP) yerel seçim süreci için hazırladığı, başkan adayları ve siyasi partiler ile paylaştığı Ekoloji Raporu'nu bu kez de halkla paylaştı. TURÇEP tarafından halkla da paylaşmak üzere özetlenerek basına gönderilen Yerel Seçim Ekoloji Raporu şöyle:
EKOLOJİ RAPORU
Özel olarak Manisa ovası, genelde de Gediz havzası dünyanın en harika 7 tarım havzasından biri olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla böyle bir cennet bölgede yaşayanlar olarak kendimizi dünyanın en şanslı kimseleri olarak görebiliriz. Ancak yaşadığımız topraklar ne yazık ki bizden yana şanslı değil ve dünyanın en şansız bölgesi haline gelmeye doğru ilerliyor. Bilimsel raporların ortaya koyduğu gerçekler 30–40 yıl sonra Gediz Havzası’nı çölleşmenin beklediğini gösteriyor.

Bu duruma gelinmesinin nedeni ise çevreci bir toplum olamayışımız yanı sıra bu faktörün yarattığı “çarpık sanayileşme” anlayışıdır. Yapılan araştırmalarda çevreyi en çok kirleten faktör olarak çarpık sanayileşme en başta yer alıyor. Bugün Gediz Nehri zehirli sanayi atıkları nedeniyle can çekişirken, yaşanan toprak talanları da aynı anlayışın yarattığı diğer tehlikeler arasında.
EKOLOJİK YAŞAM RANT KAPISI HALİNE GELDİ
Siyasi iktidarların izledikleri yanlış politikalar aşırı kar hırsıyla çevreye karşı saldırganlığı daha arttıran çizgiye getirmiş, kamunun değil sadece sermayenin çıkarına hizmet eder anlayışa dayanmış, sonuçta doğadaki ekolojik yaşam artık bir rant kapısı haline dönüşmüş durumdadır. Günümüzde bu anlayışın yarattığı bir de “vahşi madencilik” anlayışının ortaya çıkması ile çevresel tehdidin ciddiyeti son derece artmıştır. Manzaranın bütünü, çevresel felaket açısından yaşanan tehdidin ne denli vahim olduğunu görmeye yetiyor.
MADENİN YANINDA DEĞİL KARŞISINDA DURAN YEREL YÖNETİM
Son yıllarda özellikle yöremizde yaşadığımız deneyimler gösterdi ki, çevreci bir toplum olabilmenin ve doğadaki sağlıklı yaşamın devamı demek olan ekolojik dengenin korunabilmesinin bir yolu; yerel yönetimlerin sermayenin değil kamu çıkarından yana, rantın değil halkın yanında ve çevre korumacı bir tutum içinde olmasına bağlı. Hepimizin ortak yaşam alanı olan “çevre”nin sağlıklı yaşam için toplum adına korunması, kamu hizmeti yapan yerel yönetimlerin en temel görevleri arasında yer almalıdır. Yöremiz açısından yaşanılan çevresel sorunlar, yerel yönetimlere çok büyük görev ve sorumluluklar yüklerken, yerel yönetim anlayışının bundan böyle ekolojik yaşamı da kollayan bir tavır ve politikaya dayandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Turgutlu açısından ise yerel yönetimin gündemine girecek daha özel ve vahim denilecek görev ve sorumluluklar göze çarpıcı özelliktedir.
ÇALDAĞI SORUNU BİRİNCİ DERECEDE TEHDİT
Çaldağı sorunu ve vahşi madencilik uygulaması Gediz havzasını yok edecek kadar büyük bir tehdit olarak karşımızda dururken, yerel yönetim anlayışı bu tehdidin karşısında yer almak olmalıdır. Çünkü kamuoyunda artık “Gediz vadisi cinayeti” diye adlandırılan Çaldağı’ndaki madencilik projesi, Türkiye’nin Çernobil’i olacak kadar büyük bir çevresel tehlike potansiyeline sahiptir. Bilimsel raporların ortaya koyduğu sonuçlara göre, bu madencilik dünyanın 7 harika bölgesinden biri olan Gediz Havzası’nı yok edecek kadar ciddi bir tehdittir.

Bu madencilik yöntemine dünyanın hiçbir ülkesinde izin verilmeyişi, yaşanılan tehdidin anlamını ortaya koyarken, Çaldağı mücadelesine “tüm insanlık adına verilen bir mücadele” anlamı da kazandırmaktadır. Dolayısıyla vahşi madenciliğe karşı 7 yıldır verdiği mücadeleyi Türkiye’de bu anlamda bayraklaştırmış olan Turgutlu’da, kamuoyunun beklentisi bu madene karşı çıkan ve bu tehdidin karşısında duran bir yerel yönetim anlayışı olarak şekillenmiş durumdadır. Yerel seçim sürecinde yarış içinde yer alan siyasi partilerden ve adaylardan da vahşi madenciliğin ve Çaldağı’ndaki madencilik faaliyetinin en birincil çevresel tehdit olarak görüldüğünün deklare edilmesi de günümüzde somut bir talep haline dönüşmüş durumdadır.

TURÇEP olarak çevresel tehdit anlamında saptanan bazı vahim sorunlar ise, kamuoyunun da bilgilendirilmesine yönelik aşağıdaki gibi özetlenerek sunulmuştur:

— Gediz Nehri’ndeki aşırı kirliliğin engellenmesi için çözüm üretilip, çözüm içinde yer alınması gereklidir.
— Verimli tarım alanlarında ve şehir merkezinde işletilen kum ocakları ve toprak alımları sorunu mutlaka sağlıklı bir denetime tabi tutulmasını gerektirecek kadar öneme sahiptir.
— Çarpık sanayileşmenin önlenmesinde yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir.
— Baz istasyonları sorunu halkın onayına tabi olmalı, kent yerleşimi dışına taşınmalıdır,
— Organize Sanayi Bölgesi’nin altyapısı ve arıtma tesisi sorunu, eksiklik olarak gelecek konusunda endişe vericidir.
— Kalitesiz kömür kullanımının yarattığı aşırı hava kirliliği kış aylarında ciddi bir kirlilik faktörü olarak varlığını korumaktadır.

Bunların yanı sıra ayrıca; atık su arıtma sorunu, çöp depolama ve ayrıştırma sorunu, çöp depolama usulleri sorunu, içme suyunun sağlıklı hale getirilmesi ve sağlıklı denetimi, poşet kullanımının getirdiği sağlık sorunları ve poşet kullanımının engellenmesi gibi konular da diğer ciddi çevresel sorunlar olarak varlığını korumaktadır…

TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu)

      26 Mart 2014Çaldağı     

Yorumlar - Yorum Yaz