TURÇEP Çaldağı'nda halkla birlikte haykırdı: "Topraklarımıza sahip çıkacağız"

TURÇEP Çaldağı'nda halkla birlikte haykırdı:
"Topraklarımıza kesinlikle sahip çıkacağız"
Videoları izleyin  Birinci video  İkinci video  Üçüncü video
21 Mart’ta Nevruz günü eylemlilik takvimine başlayan Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP), ilk olarak 21 Mart akşamı Çaldağı’ndaki madencilik faaliyetine karşı verilen çevre mücadelesinde stratejik köy olarak görülen Sarıbey köyünde halka yönelik bilgilendirme paneli düzenledi. Prof. Dr. Yaşar Uysal ve Uz. Dr. Hür Hassoy’un köy halkına yönelik verdikleri panelden sonra ise bu kez TURÇEP, çevre köylerden vatandaşların da katılımıyla 23 Mart tarihinde Çaldağı’nda bir basın toplantısı gerçekleştirdi.
Köylü halktan yoğun katılım
23 Mart 2013 Cumartesi günü Çaldağı çevresinde, Turgutlu’ya bağlı Çampınar, İzzettin, Musacalı, Sarıbey ve Sinirli köylerinden de köylü halkın katılımıyla 200 civarında bir kalabalıkla Çaldağı’nda bir basın toplantısı gerçekleştiren TURÇEP, bu basın toplantısı ile birlikte eylem takvimine başladıklarını da açıklayarak, “Daha önce İngiliz şirketini bu topraklardan kovduk. Bu maden şirketi de geldiği gibi gidecek” dedi.
Eylemlilik takvimine başlanıyor
TURÇEP tarafından düzenlenen basın açıklaması, ilk olarak Çampınar köyünden bir çoban olan Abdullah Aksu'nun yazmış olduğu Çaldağı hakkındaki bir şiir okunarak başladı. TURÇEP bileşenlerinden Turgutlu Mimarlar Odası Başkanı mimar Mahir Ek tarafından çoban Abdullah'ın "Benim dağım Çaldağı'm" adlı şiirini okumasının ardından TURÇEP'in basın açıklamasına geçildi.
Çoban Abdullah'ın Çaldağı şiiri için tıklayınız    "Benim dağım Çaldağı'm"
TURÇEP adına basın açıklamasını yapan TURÇEP Dönem Sözcüsü Avukat Hasan Namak, maden şirketi tarafından kamuya ait bit yolun keyfi olarak kapatılıp hukuksuz bir şekilde işgal edilmesi nedeniyle bu basın toplantısını bu alanda gerçekleştirme kararı alındığını belirtti. 21 Mart tarihinin aynı zamanda Dünya Ormancılık Günü, 22 Mart tarihinin Dünya Su Günü, 23 Mart tarihinin de Dünya Meteoroloji Günü olarak dünya genelinde kutlandığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu güzel günleri anlamlarına uygun ve olumlu bir şekilde kutlamak isterdik. Ancak yaşam alanlarımıza ve bizlere yaşatılanlar nedeniyle bugünleri ancak dertlerimizi dile getirmek ve acılarımızı haykırabilmek için değerlendirebiliyoruz. Bizlere bunları yaşamak zorunda bırakanları da kınıyoruz” denildi.
Yapılan açıklamada, TURÇEP tarafından sürekli bir eylem takvimi başlatıldığı ve kesintisiz olarak sürdürülecek bu eylemlilik sürecinin Çaldağı’ndaki maden şirketinin kapatılarak, uygulanmak istenen madencilik yönteminin yasaklanmasına kadar süreceği, Manisa ovasında vahşi madenciliğe geçit verilmeyeceği ve dünyanın en cennet vadilerinden olan Gediz Havzası’nın madencilikte sülfürik asit kullanımı için bir laboratuara dönüştürülmesine asla izin verilmeyeceği de vurgulandı.
Halk yollarının kapatılmasına karşı tepkili
Basın açıklamasının ardından maden şirketi tarafından tel örgü çekilerek kapatılan köy yolunun bulunduğu noktaya giden kalabalıktan bir gurup, yollarının hukuksuz şekilde işgal edilmesine karşı öfkeli tepkisini yansıttı ve tel örgülerin önünde fotoğraf çektirdiler. Tel örgülerin önünde yollarının kapatılmasına hangi yetkili makamlarca izin verildiğini ve buna nasıl izin verildiğini anlamakta zorlandıklarını haykıran öfkeli gurup, maden şirketi tarafından işgal edilen yollarının derhal açılmasını istediler. 
TURÇEP'in basın açıklamasına katılmak için gelen 83 yaşındaki Meryem Nine’nin basın açıklamasını elindeki pankartla ve gözü yaşlı izlemesi etrafta bulunanları duygulandırdı. Bu arada İzzettin köyünden bir köylü kadının madene karşı sert sözlerle yaptığı açıklama ve tepkili sözleri de çevresindeki kalabalığın yoğun alkışlarına neden oldu.
“Bu cennet topraklara sahip çıkmazsak namerdiz”
Bu sırada söz alan 80 yaşındaki Muammer Arabulan, “Eğer yetkili makamlar halka ait bu yolun maden şirketi tarafından keyfi olarak ve hukuksuzca işgal edilip kapatılması karşısında ilgisiz davranırlarsa, bir dahaki sefere elimizde makaslarla buraya gelip kendi yolumuzu biz kendimiz açacağız” dedi. Konuşmasına “Bu vatan bizim, bu cennet topraklar bizim, Çaldağı da bizim. Yetkililer artık çığlığımızı duysun. Bu cennet toprakların sülfürik asitle yıkanmasını istemiyoruz. Eğer bu cennet topraklara sahip çıkmazsak da namerdiz” şeklinde devam eden 80 yaşındaki Hacı Muammer Arabulan, “Çaldağı kurtuluş savaşında halkımıza kucak açmıştı. Ama bu toprakları sülfürik asitle yıkamaya kalkan maden şirketlerine de mezar olacak” dedi.
Manisa halkının çığlığının simgesi
Pek çok sivil toplum örgütü, sendika, dernek, meslek kuruluşu ile siyasi partiler ve çevreci kuruluşların bileşeni olduğu ve kısa adı TURÇEP olan Turgutlu Çevre Platformu tarafından Çaldağı’nda gerçekleştirilen basın toplantısında dikkat çekici çok önemli ayrıntılar da yer aldı. Bunlardan biri de “Çığlık” filminden esinlenerek yapılmış olan ve bir TURÇEP üyesinin taktığı bir maske ve giydiği kıyafetti. Basın mensuplarının ilgisini çeken bu kıyafet hakkında sorulan sorulara bir TURÇEPlinin verdiği cevap ise “Bu kıyafet, dünyanın en cennet topraklarında yaşayan Manisa halkının topraklarının bağrının asitle yakılmak istenmesi karşısındaki çığlığını simgeliyor” şeklinde oldu.
Jandarma halka su dağıttı
TURÇEP’in Çaldağı’nda gerçekleştirdiği basın toplantısında dikkat çeken bir başka anlamlı ayrıntı da, güvenlik önlemi için basın toplantısında hazır bulanan Jandarmanın havanın sıcak olması nedeniyle köylülere su ve meyve suyu dağıtması oldu.
Atılan çeşitli sloganlar
TURÇEP tarafından Çaldağı’nda düzenlenen basın toplantısı boyunca çeşitli sloganlar da atıldı. Atılan sloganlar arasında dikkat çeken bazıları ise “Çaldağı bizimdir bizim kalacak, Susuz kalmak istemiyoruz, Kanser olmak istemiyoruz, Vahşi madenciliğe hayır, Vahşi madenciliğe geçit yok, Çaldağı bizim kalacak madene mezar olacak, Çanakkale geçilmedi Çaldağı da geçilemez, Asit yağmurları istemiyoruz.” şeklindeydi.
Basın açıklaması metni
Günün anlamı için Dönem Sözcüsü Avukat Hasan Namak tarafından okunan TURÇEP’in basın açıklaması ise şu şekilde:
Geldikleri gibi giderler

21 Mart Dünya Ormancılık Günü’dür.
22 Mart Dünya Su Günü’dür.
23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’dür.

Biz bu günleri güzel ve olumlu faaliyet eşliğinde kutlamak isterdik. Ancak, ormanlarımız ciğerlerimizle birlikte sökülmekte... Yüz binlerce ağacımız, fidanımız yok ediliyor. Bir ekosistem tıraşlanarak paraya teslim ediliyor. Dahası da yapılmak isteniyor. Kesilmekten kurtulan ormanlarımızın da; madencilik faaliyeti ve sülfürik asit fabrikası ile yaşamını sürdürme şansı kalmayacağını, Yatağan’dan, Gökova’dan, Bandırma’dan biliyoruz.

Kesilen bu ağaçlar zamanında, çok şiddetli ve şiddetli erozyon bölgesini korumak için devlet-halk işbirliği ile oluşturulmuştu. Şimdi artık madencilik faaliyetinin vereceği zararların yanında, bölge erozyon tehdidine de açık hale geldi. Bu bölgenin altından fayların geçtiği de ayrı bir gerçek. Bu nedenle, ormancılık haftasını kutlayamıyor, ormanlarımızın yok edilmesine izin verenleri şiddetle kınıyoruz.

Çal Dağı çok değerli ovalarımızın su deposudur. Kesilen ağaçlar, madencilik faaliyeti ve kurulması planlanan dünyanın en büyük sülfürik asit fabrikası yüzünden, hem çiftçilerin suları azalacak ve hem de tertemiz sularımız kirlilikten dolayı kullanılamaz hale gelecektir. Bu nedenle, su haftasını da kutlayamıyor, sularımızın tükenmesine ve zehirlenmesine göz yumanları şiddetle kınıyoruz.

Dünyada küresel ısınma tartışmaları sürüp gitmekte. Pek çok bilim insanı, ekolojik dengenin geri dönüşü olmayacak kritik eşikte olduğunu haykırıyor. Ayrıca, bölgemiz dünyanın en verimli tarım ve tarih-kültür alanlarından biridir. Tüm bu gerçekler ortadayken, buralara kıyılır mı? Dünya Meteoroloji gününde, küresel ısınmayı devlet ve bireyler olarak nasıl önleriz, iklimimizi nasıl düzeltiriz diye düşünce ve eylemler üreteceğimiz yerde bu ek sorunlarla boğuşmamıza ve bu kıyıma neden olanları bir kez daha kınıyoruz.

Çal Dağı, Kurtuluş Savaşı’nda halkımızı emperyalistlerin işgalinden kurtarmak için bağrını açmıştı. O işgalciler pek çok şehrimizi, gaz döküp ateşe vermişti. Ancak, biz işgalcileri defettiğimiz gibi, yakılan şehirlerimizi de yeniden inşa ettik. Yeniden başka bir kılıkta geldiler. Ormanlarımızdan başladılar yok etmeye, bebeklerimizin ciğerlerini de hedefliyorlar. Bizi asitle yakmak istiyorlar. Nasıl o zaman, önce işgalcileri kovaladık, nasıl sonra kentlerimizi yeniden inşa ettiysek, yine yapacağız. Bu bizim için ikinci kurtuluş savaşıdır. “Geldikleri gibi giderler.” dedi Mustafa Kemal. Gittiler.“Geldikleri gibi giderler.” diyoruz, binlerce Mustafa Kemal…

Demokrasiye ve hukuk devletine inanıyoruz. Ancak, hukukun ve demokrasinin nasıl yozlaştırıldığını da görüyoruz.

Çal Dağı’nı kurtarmak; havamızı, suyumuzu, toprağımızı, yaşamımızı kurtarmak olduğu kadar, demokrasiyi ve hukuku da kurtarmaktır. Çal Dağı’nı kurtarmak, Türkiye’yi kurtarmaktır, Dünyayı kurtarmaktır.”

                TURÇEP
(Turgutlu Çevre Platformu)

     23 Mart 2013Çaldağı     

Yorumlar - Yorum Yaz