Hakkımızda

    Hakkımızda                                                                                         www.caldagi.com
Vahşi madenciliğe hayır

Çaldağı sit alanı olmalıdır!

  Geçmiş antik dönemde Lidya uygarlığının da sınırları içinde bulunan Çaldağı ve çevresi, ayrıca Pers uygarlığı, Helenistik, Erken ve Geç Bizans dönemlerinin de izlerini taşıyan bir çok antik yerleşime sahne olmuş, tarih boyunca pek çok uygarlığı bağrında taşımıştır.
  Çaldağı, bugünse bağrında taşıdığı nikel madeni nedeniyle bir başka şeye sahne olmaya başladı. 2002 yılında maden işletme hakkını alan İngiliz Sardes (önceki adı Bosphorus) maden şirketi tarafından, nikel madeninin çıkarılması için "dünyada ilk kez" kullanılacak olan sülfürik asit liç yöntemi nedeniyle, tüm Gediz Vadisi'ndeki yaşamı yok edecek bir çevre felaketinin odağı olabilir! İlk tehdit, bu çevre felaketine açılacak bir kapı olan, üzerinde barındırdığı kızılçam ormanının yok edilmesiyle başlayacak!
  Açılımı "sülfürik asit liç yöntemi ile açık maden işletmesi" olan bu projenin dünyada ilk kez Turgutlu'da uygulanacak olmasının nedeni ise, bu projeye dünyanın hiç bir ülkesinde izin verilmemesi, dahası Çaldağı'nda maden işletme izni alan Sardes şirketinin bağlı olduğu, projenin sahibi İngiliz European Nickel PLC şirketinin daha deneme çalışmaları sırasında çevreye verdiği zararlar nedeniyle bizzat bulunduğu ülkelerin hükümet yetkilileri tarafından ellerindeki işletme izni ve ruhsatları da iptal edilerek kovulması nedeniyledir. Sülfürik asit liç yöntemiyle nikel madeni ayrıştırma projesini dünyada uygulamak isteyen tek şirket bu şirkettir.

  Ne acıdır ki; dünyada hiç bir ülkede izin verilmeyen bu projeye ve bulunduğu ülkelerden kovulan bu şirkete, sadece Türkiye'de izin verilmiş, çevre ve insanlık düşmanı bir proje için Türkiye ve Turgutlu halkının kobay olarak kullanılmasına onay verilmiştir.

  Bu projenin uygulanması durumunda:
TOPRAKLARIMIZI ÇEVRE FELÂKETİ, İNSANLARIMIZI KANSER TEHDİDİ BEKLİYOR!

TURÇEP neden kuruldu?

  İşte tüm bu manzara, yaşam savunucularına ve duyarlı çevre gönüllülerine tarihi bir sorumluluk ve görev yüklemiş durumdadır. Dünyada ilk defa Turgutlu'da uygulanmak istenen bu çevre ve insanlık düşmanı projeye, bu projeyi uygulamak isteyen İngiliz European Nickel PLC ve Türkiye'deki kolu olan Sardes şirketine karşı mücadele için ilçedeki duyarlı yaşam savunucuları ve çevre gönüllülerinin öncülüğü ile Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP) oluşturulmuştur. Turgutlu'da bulunan sivil toplum örgütleri, dernekler, esnaf odaları, sendikalar, ilçemizdeki siyasi partilerin bileşiminden oluşan TURÇEP, TEMA Vakfı ve EGEÇEP, 2007 yılından beri Çaldağı’nda uygulanmak istenen bu projeye ve maden şirketine karşı büyük bir mücadele vermekteyiz. Bu mücadelemiz söz konusu projenin yasaklanmasına kadar da devam edecektir.

  Öncelikle bilinmesini isteriz ki, bizler Türkiye’de madencilik yapılmasına karşı değiliz. Bizler; çevreye ve insana saygılı, doğal güzelliklerimiz ve zenginliğimizi koruyan madenciliğin yanındayız. Bizim karşı olduğumuz; “vahşi madencilik” olarak tanımladığımız bir madencilik anlayışı ve yaşanacak çevresel felaketler açısından “vahşi” tanımını bile zayıf bir hale getiren Yeni Madencilik Yasası’dır. Bizdeki madencilik yasası, ülkemizin yeraltı zenginliklerinin yabancı devletler ve emperyalist şirketler tarafından soyulup sömürülmesinin yasal bir hale getirilmesi için yapılmış düzenlemedir sadece. Önceki madencilik yasasını “soygun ve talan yasası” olarak tanımlıyorduk. Böyle bir madencilik anlayışı nedeniyle ülkemizde pek çok çevresel sorun yaşanmaktaydı. Ancak, “yeni madencilik yasası” ile bu talan ve soygun, artık yağmalamaya dönüştürülmek istenmekte ve “yeni madencilik yasası” adı altında bir “yağma yasası” çıkarılarak, yeraltı zenginliklerimizin daha kolay soyulması sağlanmak istenmektedir. Yeraltı zenginliklerimiz böyle bir yağmaya açılınca da gözlerini aşırı kar hırsı bürümüş maden şirketleri, daha fazla kar edebilmek için çok düşük yatırımlar yaparak, yaşadığımız çevreyi geri dönüşü olmayacak felaketlerle tanıştıracak, insan yaşamını hiçe sayan ucube projeler uygulamak istemektedir.

Okumak için tıklayınız:   Nasıl bir madencilik anlayışı?
Vahşi madenciliğe en korkunç örnek

  İşte Turgutlu Çaldağı’nda uygulanmak istenen, tüm bilim çevreleri tarafından “insanlık ve çevre düşmanı bir proje” diye tanımlanan, açılımı “sülfürik asit liç yöntemi ile açık maden işletmesi” olan proje de bu anlayışın en somut ve en korkunç örneğidir. Bu proje ile yapılmak istenen şeyi tanımlamak için “vahşet” kelimesi bile çok zayıf kalmaktadır. Çünkü, yapılmak istenen şey, tek kelimeyle bir canavarlıktır. Ve bu proje, dünyada ilk defa Turgutlu’da denenecektir. Bunun nedeni de bu projeye dünyanın hiçbir ülkesinde izin verilmemesi, hatta bu projeyi uygulamak isteyen İngiliz şirketinin çevreye verdiği zararlar nedeniyle bulunduğu ülkelerin bizzat hükümet yetkilileri tarafından ellerindeki ruhsatları da alınarak kovulmuş olması nedeniyledir. Ne acıdır ki dünyada hiç bir ülkede izin verilmeyen bu projeye ve bulunduğu ülkelerden kovulan bir şirkete, sadece Türkiye'de izin verilmiş, çevre ve insanlık düşmanı bir proje için Türkiye ve Turgutlu halkının kobay olarak kullanılmasına onay verilmiştir. Bu yöntem için 4 milyon ağacın yaşamakta olduğu Çaldağı’ndaki ormanlık alan gözden çıkarılarak, yok edilmesine izin verilmiştir.

  Avrupa Parlamentosu’nun 5 Mayıs 2010 tarihinde almış olduğu bir kararla madencilik sektöründe siyanür kullanılması 2011 yılından itibaren dünya genelinde yasaklanırken, Çaldağı’nda nikel madeni işletmek isteyen Sardes şirketi tarafından siyanürden daha zehirli ve tehlikeli bir kimyasal madde olan sülfürik asit kullanılacaktır. Oysa Avrupa Parlamentosu’nun madencilikte son yıllarda çok yaygın bir yöntem olan siyanürü yasaklaması, sülfürik asitin de yasaklanması için bir emsal niteliğindedir. Zaten dünyanın hiçbir yerinde izin verilmemiş, bir anlamda zaten adı resmi olarak konulmadan yasaklanmış bir proje olan sülfürik asit yöntemi dünyada ilk defa Turgutlu’da uygulanmak istenmektedir. Bu projeyi dünyada uygulamak isteyen tek şirket de, Çaldağı’ndaki İngiliz Sardes şirketidir.

  Tüm bilim insanlarının hazırladıkları bilimsel raporlar göstermektedir ki; bu projenin 15 yıl boyunca uygulanması durumunda bu şirket buradan çekip gittikten sonra, tüm Gediz vadisinde yaşam bitecektir. Dünyanın en verimli topraklarından geriye sadece çöle dönüşmüş, doğal yaşamı bitmiş ve yabancı bir maden şirketinin maden çöplüğü haline gelmiş çorak bir arazi kalacaktır.

  Bu projenin uygulanması durumunda topraklarımızı büyük bir çevre felaketi, insanlarımızı da kanser tehdidi beklemektedir. İşte karşı karşıya olduğumuz diğer tehlikelerden sadece bir kaçı:
 15 yıl boyunca yağdırılacak tonlarca asit yüzünden dünyanın 1. sınıf tarım arazisi çöle dönecektir.
 Havaya dağılan asit sisi nedeniyle, maden şirketi buradan çekip gittikten çok sonra bile asit yağmurları oluşacak, tüm Gediz vadisine yayılarak dünyanın en büyük çevre felaketlerinden birine neden olacaktır.
 15 yıl boyunca sürdürülecek bu proje sırasında toprağa, suya ve doğaya karışan nikel tozları nedeniyle insanlarımızı bekleyen kanser tehlikesi ile karşı karşıya kalınacaktır.

  Yaşayacağımız felaketlerin sadece bir kaçını açıkladık. Ama bu projenin yaratacağı çevre felaketinin boyutlarının ne kadar korkunç olabileceğinin kesin olarak bilinememesi, endişeleri daha da büyütmektedir. Çünkü bu projenin uygulanmasına başka ülkelerde izin verilmediğinden herhangi bir kıyaslama yapma imkânı da bulunmamaktadır. Ancak tüm bilim insanlarının ortaya koyduğu araştırmalar göstermektedir ki, siyanürün etkisi bir süre sonra kaybolsa bile, sülfürik asitin zararlı etkileri yüzyıllarca devam etmektedir.

European Nickel projesinin taşeronu bir Türk şirketi
İsim değişiyor, tabela değişiyor ama yöntem hep aynı

  Ancak, dünyanın en cennet vadisi Gediz vadisinin yok edilmesine, kendilerinin de kobay olarak kullanılmak istenmesine karşı tepki gösteren yöre halkının karşı koyuşuna daha fazla direnemeyen  İngiliz European Nickel şirketi, sonunda çareyi "şirketi Türkleştirme" taktiğine başvurmakta buldu ve Çaldağı'ndaki pilot tesisler ile paravan şirketi Sardes şirketini bir Türk şirketine satarak devretti.

Yeni şirket kimliğini ancak 6 ay sonra açıkladı

  Yerel yöneticilerden hükümet yetkililerine kadar ısrarlı sorularımıza rağmen Çaldağı'ndaki tesisleri satın alan bu Türk şirketinin kimliği konusunda hiç bir bilgi verilmedi, adeta karanlık bir sis bulutu ardında bırakılarak yeni şirket hakkında esrarengiz bir hava yaratıldı. Sonunda "bu madencilik projesi sonucu Gediz vadisini kaybedersek, bu durumda bu cinayete 'faili meçhul' mü diyeceğiz" şeklindeki tepkimizin onbinlerce insana ulaştırılmasının ardından yeni şirket ortaya çıkarak kendisini açıklamak zorunda kaldı. Buna göre Çaldağı'nda Sardes şirketinin yerine geçen yeni şirket: VTG Madencilik.

  Görülüyor ki; Çaldağı'nda değişen hiç bir şey yok. Çünkü amaç yine aynı. Yöntem yine aynı. Dünyanın hiç bir ülkesinde uygulanmasına izin verilmeyen ve  İngiliz European Nickel şirketinin yan kuruluşu Sardes şirketinin uygulamak istediği sülfürik asit liç usulü açık maden işletmesi, şimdi de VTG Madencilik olarak uygulanmaya çalışılacak.

  Görülüyor ki, Çaldağı'nda yine yeni bir oyun tezgahlanıyor. Daha önce halka sıcak görünmek için Bosphorus olan ismini Sardes olarak değiştiren Çaldağı'ndaki şirket, bu kez de isim değişikliğinin yanı sıra ayrıca "şirketi Türkleştirme" taktiği ile bir de imaj ve kimlik değiştirerek halkı kandırmak istiyor.

  Ama kandırabilmelerinin imkanı yok! Oyunlara ve yalanlara kanmayacağız. Çünkü Çaldağı mücadelesinin temeli şirketin ismine veya kimliğine karşı değil, uygulanmak istenen çevre ve insanlık dışı proje, vahşi madencilik anlayışıdır. Bu nedenle şirketin adının, yerli veya yabancı bir şirket olmasının hiç bir önemi yok. Dünyanın hiç bir ülkesinin uygulanmasına izin vermediği bu çevre ve insanlık dışı madencilik projesi yasaklanıncaya kadar mücadelemiz devam edecektir. Şirkete her türlü izin verilse de, bizler yaşam savunucuları ve çevreciler olarak dünyanın en cennet topraklarının asitle yıkanmasına ve halkımızın kobay olarak kullanılmasına izin vermeyeceğiz.

  Dünyanın en cennet topraklarının çöle dönüşmemesi için 7 yıldan bu yana devam etmekte olan Çaldağı mücadelesi bugün tüm Ege bölgesine ve yurt geneline yayılmış durumdadır. Çünkü yapılmak istenen şey 'madencilik' değil, bir canavarlıktır. Çaldağı'nda madencilik değil, KATLİAM var! Çaldağı'nda YALAN ve TALAN var. Bu nedenle Çaldağı'ndaki maden derhal kapatılmalı ve istedikleri izinler verilmemelidir.

Oyunlara ve yalanlara kanmayacak, YALAN ve TALAN'a izin vermeyeceğiz.
Gediz vadisi çöl olmayacak!

Neler istiyoruz?

  Yaşadığımız gerçeklerin bizlerin omuzlarına yüklemiş olduğu tarihi görevimizin bilincinde olarak, şu taleplerimizi yüksek sesle dile getiriyoruz:

1- Avrupa Parlamentosu’nun 5 Mayıs 2010 tarihinde dünya genelinde uyulması istemiyle aldığı “madencilikte siyanürün yöntem olarak kullanılmasının yasaklanması kararı”nın, Türkiye’de de AB’ye uyum çerçevesinde değerlendirilmesi ve ülkemizde de madencilik sektöründe geçerli bir karar haline getirilmesi,
2- Dünyada sadece Türkiye’de ve Turgutlu’da uygulanması söz konusu olan, Avrupa Parlamentosu’nun yasakladığı siyanürden de daha tehlikeli olan sülfürik asit yönteminin de madencilik sektöründe yasaklanması,
3- Sadece maden şirketlerinin çıkarına olan ve maden şirketlerinin önlerindeki hukuksal engellerin kaldırılmasına yarayan, tüm ormanlarımızı ve sit alanlarını talan edilmeye açan “yeni madencilik yasası”ndan vaz geçilmesi,
4- Madencilikle ilgili yasaların, sadece maden şirketleri temsilcilerinin değil, çevreci kuruluş ve bilim insanlarının da görüş ve önerilerinin alınarak, “çevreye ve insana saygılı, doğal güzelliklerimiz ve tarihi zenginliğimizi koruyan bir madencilik” anlayışının geliştirilmesi şeklinde düzenlenmesi… ilk etapta saymak istediğimiz taleplerimizdir.

Çaldağı geleceğimizdir! Çaldağı'nı çaldırmayacağız, çevre ve insanlık düşmanı bir projenin uygulanmasına izin vermeyeceğiz.

 

TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu)     

TURÇEP Bileşenleri
TEMA Turgutlu Temsilciliği, Turgutlu Esnaf Odaları Temsilciliği, Turgutlu Ticaret ve Sanayi Odası  (TUTSO) Çevre Komisyonu, Turgutlu Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanlığı, Turgutlu Ziraat Odası, TARİŞ Turgutlu Temsilciliği, Turgutlu Tarım Kredi Kooperatifi, Elektrik Mühendisleri Odası Turgutlu Temsilciliği, Turgutlu Mimarlar Odası, Turgutlu Tabipler Odası, Turgutlu Sulama Birliği, Turgutlu Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı, Turgutlu Dağcılık Kulübü (TURDAK), Zirve Dağcılık Kulübü, Turgutlu Sarraflar-Kuyumcular Derneği, Turgutlu Makine Müh. Odası, K. S. S. Kooperatif Başkanlığı, Turgutlu İşçi Dayanışma Derneği, Turgutlu Doğa Kültür ve Yaşam Derneği, Turgutlu İnşaat Müh. Odası, Turgutlu Baro Temsilciliği, Turgutlu Avcılar Kulübü, Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Türk Eğitim-Sen, DİSK/Emekli-Sen, DİSK/Birleşik Metal-İş İzmir Şubesi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Turgutlu Ülkü Ocakları, Turgutlu Bedensel Engelliler Derneği, Uluslararası Bedensel Engelliler Derneği, Alevi Kültür Dernekleri Çepnidere Şubesi, Türk Gençlik Birliği Manisa İl Başkanlığı, Bağımsız Türkiye Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi, Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Demokratik Sol Parti, Halkların Demokratik Kongresi, Komünist Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Saadet Partisi, Yeni Parti, Salihli GEMA Vakfı, GÖRÇEV (Gördes Çevre, Kültür ve Tarih Derneği), TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Manisa Şubesi, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi Manisa Temsilciliği, Turgutlu Hayvan Hakları Derneği (TURHAKDER)
Tıklayınız:   T U R Ç E P     
Çaldağı Türkiye'dir
  Çaldağı'nın başına gelenler, Türkiye'nin başına gelenleri açıklıyor!