Bor madenlerimiz de peşkeş çekildi!

 
  

Avustralya ile yapılan Türkiye-Avustralya Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması Taslağı'nın 10. maddesi, Başbakan Erdoğan'ın "gizli" pazarlığını ortaya koyuyor. Başbakan Erdoğan, dünyanın bir ucu Avustralya'da "gizlice" bor madenlerimizi peşkeş çekmiş! Bu gizli pazarlık sonucu, ABD sermayeli ve dünyanın en büyük emperyalist maden şirketi Rio Tinto'nun kontrolündeki Avustralyalı madencilik tekeli BHP-Billiton bor madenlerimizin sahibi olacak.

Rio Tinto ya da US Borax uzun süredir Türkiye'deki bor madenlerin peşinde. 
Şirket, Avustralyalı uzantısı sayesinde bu amacına ulaşmış olacak. Başbakan Erdoğan da Avustralya'da "Etibank'ın özelleştirileceğine" ilişkin açıklamalar yapmıştı. Avustralyalı madencilik şirketi BHP-Billiton'un, aynı zamanda Turgutlu Çaldağı'ndaki nikel madeni arama ve çıkarma çalışmaları için yatırımları olan şirket olması hem ilginç, hem de oldukça anlamlı bir rastlantı. BHP-Billton'un adı ilk kez Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in 2005 yılı Haziran ayında Başbakan Erdoğan'la birlikte gerçekleştirdiği Avustralya gezisinde geçmişti.

16 Haziran 2005 tarihinde, Avustralya'da BHP-Billiton Grubu yöneticileri ile görüşen Bakan Kürşat Tüzmen,  BHP-Billiton'un "Türkiye'nin bor madenlerinin zenginleştirilmesine talip olduğunu, Türkiye'de bu amaçla yatırım yapmak istediğini" söylemişti. Billiton'un destek vereceklerini de belirtmiş, madencilik sektörüne yabancı sermayeyi çekmek istediklerini yine açıkça söylemiş ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın da bu işin takipçisi olacağını belirtmişti. 

Tüzmen'in, BHP-Billiton'u "dünyadaki operasyonlarıyla Avustralya'nın Gayrı Safi Milli Hasılasına katkıda bulunan bir firma" olarak tanıtması ise duyarlı çevrelerin dikkatinden kaçmamıştı. Örneğin; BHP-Billiton'un bağlı olduğu asıl perde arkasındaki emperyalist şirket Rio Tinto, bu tür operasyonlarda yer alan bir isim ve Şili'de Allende rejiminin devrilmesinde de önemli bir rol oynadığı biliniyor.

 

 

 
'Gizli anlaşma' 15 yıl bağlayıcı 

Türkiye-Avustralya Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması'nın 10. maddesi de, Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in açıklamalarını doğrular özellikte. Bu anlaşma taslağı, Başbakan Erdoğan'ın tam da Avustralya'da olduğu günlere denk gelmesi bakımından da anlamlı ve ilginç. Bu söz konusu şirketle Başbakan Erdoğan'ın da özel olarak görüştüğü biliniyor. Ama Erdoğan her zaman yaptığı ve de alışık olduğumuz gibi bu görüşmeyi de inkar edecektir. 

Anlaşmanın 10. maddesi, bu şirketin dünyanın bor rezervlerinin yüzde 70'ine sahip bir ülke olan Türkiye'nin borlarını işletmek istediğini içeriyor. Bu madde, "Avustralya'nın anlaşmayı imzalamasının nedeni" olarak yer alıyor. 15 yıllık bir süreci kapsayan anlaşmada, Avustralyalı şirketlere çeşitli imtiyazlar sağlanacağı da özel olarak belirtiliyor.

 
  
İşte 10. madde 

Anlaşmanın, "Avustralya Hükümeti'nin anlaşmayı imzalamasının nedenleri" başlıklı bölümünde yer alan 10. maddede şöyle deniliyor: "BHP-Billiton'un, Türkiye'de potansiyel bir yatırımcı olup, dünya rezervlerinin yüzde 70'ini elinde bulunduran Türkiye'nin bor madenlerinin işletilmesi ve pazarlaması konusunda uzun dönemli planları bulunmaktadır. White Mining Şirketi de Türkiye'deki kömür madenciliği projeleri ile ilgilenmektedir. Türkiye'deki yeni maden kanunu ve yabancı yatırım kanunu, Türkiye'yi Avustralyalı yatırımcılar için daha çekici bir hale getirmiştir." 

 
  
Geceyarısı operasyonu 

Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, bu gelişmeler karşısında yaptığı açıkamasında, genel olarak madenciliğimiz ve özel olarak da bor madenlerimiz konusunda "Türkiye'yi bekleyen büyük tehlike"ye dikkat çekmişti. Mehmet Torun, BHP-Billiton'un isteklerinin yerine getirilmesi için 2840 sayılı Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanun'un ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nda değişiklik gerektiğini ifade etmişti.

Torun,
madenlerimizi yabancılara peşkeş etmek için kolları sıvamaya başlayan hükümetin böyle bir çalışmaya başlamasını da olası gördüklerini dile getirirken, "Böyle bir girişime şiddetle karşı çıkacağımızı ve mücadele edeceğmizi şimdiden duyuruyoruz" şeklinde konuşmuştu. Tüm madenler önemli iken, bor madenlerinin dünyanın geleceği açısından çok daha büyük öneme sahip olduğunu beirten Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, ABD'de bordan enerji üretilmesine yönelik çalışmalar yapıldığına da dikkat çekerek, şöyle diyordu: "Etibank'ın özerkleştirileceği" söylemlerinin de ucu açık, tam tanımı yapılmadan nasıl işletileceğinin belirtilmemesi bir tehlikeyi işaret ediyor. Hükümetin her zaman yaptığı gibi, her an bir geceyarısı operasyonuyla bu tasarı gerçekleşebilir demektir."

 
  
BHP-Billiton ve Rio Tinto İlişkisi 

Devlet Bakanı Tüzmen'in "dünyadaki operasyonları"na dikkat çektiği BHP-Billiton, 90 milyar dolarlık mal varlığına sahip. İnşaat ve petrol gibi enerji alanlarında da dünya devlerinden olan bu firmanın, yıllık 25 milyar dolar karı var. Billiton'un Türkiye'nin çeşitli yerlerinde madencilik yapmak isteyen Rio Tinto isimli emperyalist firma ile ilişkili olduğu ve bu firma tarafından perde arkasından kontrol edildiğine ilişkin kesin kanıtlar ve iddialar var.

BHP-Billiton
'un bağlı olduğu asıl perde arkasındaki emperyalist şirket Rio Tinto, bu tür operasyonlarda yer alan bir isim ve Şili'de Allende rejiminin devrilmesinde de önemli bir rol oynadığı biliniyor. ABD sermayeli Rothschild Ailesi'nin Rio Tinto isimli firması, tek başına dünya maden üretiminde yüzde 12,5'lik (27 milyar dolarlık) pay ile birinci sırada yer alıyor. İkinci sırada yüzde 11'lik pay ile, yine İngiltere merkezli Anglo American Corp. (ACC), üçüncü sırada da yüzde 8'lik pay ile BHP-Billiton geliyor.

Bu rakamlar, Türkiye'nin maden üretiminin payının 10 katı civarında seyrediyor. BHP-Billiton firmasının, çeşitli alım-satım anlaşmaları yaptığı, kanıtlanmış petrol ve doğalgaz skandalları nedeniyle ödediği tazminatlarla da tanınan dünyanın üçüncü petrol şirketi Royal Deutch Shell'e ait olduğu iddiaları da yer almaktadır. Bunu takip eden bir başka iddia ise, Shell'in, Rio Tinto'nun sahibi Rothschild Ailesi'nin kontrolünde olduğu şeklinde. Ayrıca Rothschild Ailesi'nin, Oppenheimer Ailesi'ne ait ACC'de de yüzde 34'ü ACC'e ait olan De Beers aracılığıyla ortak olduğu biliniyor.

 
  
Rio Tinto'nun bor tutkusu 

1865 yılında bir Fransız firmasına devredildikten sonra yabancı sermaye arasında el değiştiren bor madenleri, cumhuriyetin ilanından ve ekonomik bağımsızlık politikasının uygulanmaya geçilmesinden itibaren ulusal bağımsızlık politikasının vaz geçilmez parçalarından biri olmaya başladı. 1968 yılından itibaren de Etibank'a devredilmesiyle devletin kontrolü ve tekelinde. 

Emperyalist maden şirketi Rio Tinto'nun Türkiye'deki bor rezervleri ile ilgisi ise 1889 yılına dayanıyor. Etibank'a devredilene kadar, her türlü imtiyazdan yararlanarak bor madenlerini elinde tutan, o zamanki adı ile Borax Consolidated LTD ile bugünkü Rio Tinto ve gruba dahil olan US Borax aslında aynı şirket. Son yıllarda bora ilişkin tüm yasal düzenlemelerin ve tartışmaların içinde de hep bu Rio Tinto'nun adının geçtiği de çok iyi biliniyor.

Türkiye bor madenleri için en büyük tehlikenin ise, Eti Bor A. Ş.'nin halka açılması adı altında yapılacak bir operasyonla özerlleştirilmesi veya özerkleştirilmesi olacağı görülüyor. ABD'deki ana bor yatağında 130 yıldır işletilen rezervleri tükenmek üzere olan Rio Tinto'nun, bu nedenle dünyanın bor rezervinin yüzde 70'ine sahip olan Türkiye'ye gözünü diktiğini ve yukarıda tanımladığımız gibi bir düzenlemeyle bor madenlerini kolayca yönetebileceği de ifade ediliyor.

 
  
 Petrol yerine geçebilir 

Peki, bor madenine bunca ilgi, bu büyük tutku niye?
Bor, bilim adamları tarafından "21. yüzyılın petrolü" olarak tanımlanıyor. 
Uzay teknolojisiden, bilişim sektörüne, nükleer teknolojiden savaş sanayiine kadar pek çok alanda vaz geçilmez bir hammadde niteliğinde bor. Bu nedenle borun işlenmesi ile söz konusu bütün bu alanlarda bugün elde edilenin 150 katı kadar gelir kazanılabilecek. Çünkü bor, hem petrolden daha ucuza mal oluyor, hem de söz konusu tüm diğer alanlarda kullanabilme özellikleri nedeniyle çok zengin özellikleri olan bir maden niteliğinde. Örneğin; borun, otomotiv sektöründe petrol yerine enerji olarak kullanılması halinde Antalya-Ankara arasında bir otomobilin yaklaşık 2 kg bor ile (tahmini 2 YTL) gidiş-dönüş yapabileceği belirtiliyor.

 

15 Mayıs 2007

 
  

0 Yorum - Yorum Yaz