ÇAL DAĞI SİT ALANI OLMALIDIR!

 

 

Turgutlu'nun 12 km kuzeyinde "Aysekiz Tepesi", halk arasında da kimi zaman "Ayşekızı Tepesi" de denilen Çal Dağı, 1034 m yüksekliğindedir. Çal Dağı kütlesi tektonik hareketlerden etkilenmiş, güney ve doğusundaki fay diklikleriyle ova tabanına inmektedir. Çal Dağı'ndaki tektonik depresyonların tabanı alüvyal ovalar şeklinde gelişme göstermiştir.

Bu ovaların güney kenarları boyunca yer alan koni ve yelpazelerin üzerinde büyük yerleşim alanları kurulmuştur. Irlamaz deresinin oluşturduğu yelpaze üzerinde de Turgutlu kurulmuştur.

Geçmiş antik dönemde Lidya uygarlığının da sınırları içinde bulunan Çal Dağı ve çevresi, ayrıca Pers uygarlığı, Helenistik, Erken ve Geç Bizans dönemlerinin de izlerini taşıyan bir çok antik yerleşime sahne olmuş, tarih boyunca pek çok uygarlığı bağrında taşımıştır.

 Tıklayınız: Çal Dağı'ndaki antik yerleşimler  Resimler: Çal Dağı'ndaki antik eserler
VAHŞİ MADENCİLİĞE HAYIR!

Çal Dağı, bugünse bağrında taşıdığı nikel madeni nedeniyle bir başka şeye sahne olmaya başladı. 2002 yılında maden işletme hakkını alan İngiliz maden şirketi tarafından, nikel madeninin çıkarılması için "dünyada ilk kez" kullanılacak olan sülfürik asit liç yöntemi nedeniyle, tüm Gediz Vadisindeki yaşamı yok edecek bir çevre felaketinin odağı olabilir! İlk tehdit, bu çevre felaketine açılacak bir kapı olan, üzerinde barındırdığı kızılçam ormanının yok edilmesiyle başlayacak!

Açılımı "sülfürik asit liç yöntemi ile açık maden işletmesi" olan bu projenin dünyada ilk kez Turgutlu'da uygulanacak olmasının nedeni ise, bu projeye dünyanın hiç bir ülkesinde izin verilmemesi, dahası Çal Dağı'nda maden işletme izni alan Sardes şirketinin bağlı olduğu, projenin sahibi İngiliz European Nickel PLC şirketinin daha deneme çalışmaları sırasında çevreye verdiği zararlar nedeniyle bizzat bulunduğu ülkelerin hükümet yetkilileri tarafından ellerindeki işletme izni ve ruhsatları da iptal edilerek kovulması nedeniyledir. Sülfürik asit liç yöntemiyle nikel madeni ayrıştırma projesini dünyada uygulamak isteyen tek şirket bu şirkettir.

Ne acıdır ki; dünyada hiç bir ülkede izin verilmeyen bu projeye ve bulunduğu ülkelerden kovulan bu şirkete, Türkiye'de ve AKP Hükümeti tarafından izin verilmiş, çevre ve insanlık düşmanı bir proje için Türkiye ve Turgutlu halkının kobay olarak kullanılmasına onay verilmiştir.

Bu projenin uygulanması durumunda:
TOPRAKLARIMIZI ÇEVRE FELÂKETİ, İNSANLARIMIZI KANSER TEHDİDİ BEKLİYOR!
Çal Dağı sit alanı olmalıdır!

Çal Dağı’ndaki vahşi madencilik, tarihi de talan ediyor!
Yöremiz geçmiş tarihine ışık olacak ve arkeoloji bakımından çok önemli bir zengin antik tarihi dönemi de yok edecek bir talan söz konusu!

Çal Dağı’nda nikel madeni çıkarmak için gelen İngiliz şirketinin yapacağı maden arama çalışmaları gerçek anlamda bir “talan” anlamına geliyor. Sardes şirketinin maden arama çalışmalarıyla nasıl bir talan yaratacağının bir başka boyutu daha ortaya çıktı. Zengin bir tarihsel dönem de yok edilircesine talan edilecek! Çaldağı’nda İngiliz Sardes Şirketi tarafından yapılacak nikel madeni çıkarma çalışmaları ve kullanılacak olan sülfürik asit liç yönteminin yaratacağı çevre felaketinin boyutlarının ne denli korkunç ve büyük olacağı kesin olarak henüz saptanamamışken, “madencilik felaketi” diye tanımlanabilecek bu “ucube proje”nin sadece insan ve çevre sağlığına yönelik bir talan değil, bir zengin tarihi de yok edecek bir “talan” olayı olduğu ortaya çıktı! 

Prof. Dr. Hasan Malay ve Doç. Dr. Cumhur Tanrıver’in araştırmaları bir başka gerçeği daha ortaya çıkardı: Rapora göre; Çaldağı’ndaki maden şirketi tarihi bir zenginliği de yok ediyor! İşte o rapordaki son sözler: “Çal Dağı’nın güney kısmının, özellikle nikel maden şirketi işletmesine ait fabrika alanının kuzeydoğusunda yer alan arazinin, zengin antik kalıntılar içerdiği ve bu nedenle bu alanda detaylı bir arkeolojik inceleme yapılmasının zorunlu olduğu görülmüştür. Bu alandaki çeşitli yol inşa çalışmalarının antik kalıntılara zarar verdiği yeterince açıktır. Bu nedenle, bu alandaki maden çalışmaları derhal durdurulmalı ve Çaldağı’ndaki önemli arkeolojik kalıntıların koruma altına alınması sağlanmalıdır.” Bu nedenle Çaldağı’ndaki maden arama çalışmaları derhal durdurulmalı, maden şirketi de kapatılmalıdır! Çaldağı’ndaki vahşi madenciliğe hayır! Çal Dağı sit alanı olmalıdır!

 

Prof. Dr. Hasan Malay ve Doç. Dr. Cumhur Tanrıver’in araştırmalarını açıkladıkları bu raporun kısa bir özetini okumak için tıklayınız:  Çal Dağı'ndaki Arkeolojik Yerleşimler

Turgutlu'daki çevreciler ve yaşam savunucuları, pek çok sivil toplum kuruluşu ve TEMA Turgutlu Temsilciliği ile bileşenlerinden oluşan TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu) tarafından, TEMA Vakfı ve EGEÇEP'in destek ve katkıları ile Çaldağı'nda İngiliz Sardes şirketi tarafından uygulanmak istenen bu projeye ve Türkiye'deki 'vahşi madencilik' anlayışına karşı 3 yılı aşkın zamandır büyük bir mücadele yürütülüyor.

 TEMA Vakfı tarafından da Yeni Madencilik Yasası'na karşı başlatılan kampanyanın ilk meşalesi de Turgutlu Çaldağı'nda yakıldı.

Facebook'ta yer alan Çaldağı Grubu'na  siz de katılarak bilgi paylaşımında bulunabilir ve Çaldağ'daki vahşi madencilik uygulamasına karşı verilen bu mücadeleye siz de katkı yapabilir ve destek olabilirsiniz.

 Turgutlu Çal Dağı ve nikel madeni

 Facebook Çaldağı Grubu

ÇAL DAĞI TÜRKİYE'DİR!   

 

ÇÜNKÜ ÇAL DAĞI'NIN BAŞINA GELENLER, TÜRKİYE'NİN BAŞINA GELENLERİ AÇIKLIYOR!




0 Yorum - Yorum Yaz