Turgutlu Belediye Meclis toplantısının ardından oluşan soru:
Cinayete 'faili meçhül' mü diyeceğiz?
Turgutlu Belediye Şehir Meclisi'nin Mart ayı aylık olağan toplantısı dün akşam yapıldı. Toplantının bir bölümünde Belediye Başkanı Serhat Orhan tarafından cevaplandırılması talebiyle Çaldağı'ndaki madencilik faaliyetine ilişkin 2 soru yöneltildi.
Aynı zamanda TURÇEP Yürütme Kurulu üyesi de olan CHP Belediye Meclis Üyesi ve Belediye Çevre Komisyonu üyesi M. Lütfi Bıkmaz tarafından sorulan bu sorular şöyle:

Soru 1:
— 27 Nisan 2009 tarihinde Turgutlu Ticaret ve Sanayi Odası'nın meclis toplantısında "Ben bunları Çevre Bakanımız Eroğlu'nun ağzından aktarıyorum" diye de vurgulayarak yaptığınız açıklamalar, CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören'in soru önergesine verdiği cevapta bizzat Bakan Veysel Eroğlu tarafından "Aramızda böyle bir konuşma geçmemiştir" sözleriyle yalanlanmıştır. Bu konuda herkes şimdi sizden bir açıklama bekliyor. Şimdi biz bu durumda kime inanacağız? Kimin söylediği doğru? Sizin söyledikleriniz mi, yoksa bakan Eroğlu'nun söyledikleri mi?

Bu soru Bakan Eroğlu'nun imza ve mührünü taşıyan cevap metninin orijinalinden de okunarak soruluyor.   Tıklayınız:  Kim doğruyu söylüyor?

Soru 2:
Bilindiği gibi Çaldağı'nda madencilik faaliyeti yapmak isteyen Sardes şirketi Eylül ayında yapılan bir ihaleyle bir Türk şirketine satıldı ve Çaldağı'ndaki pilot tesisler de şirketi satın alan bu şirket tarafından devralındı. Ancak Çaldağı'ndaki bu şirketin hangi şirket olduğu konusunda kamuoyuna bir açıklama yapılmıyor ve bu şirketin kimliği net olarak bilinmiyor. Bu konuda sizin söyleyecekleriniz ve bilginiz var mıdır?

Bu sorulara Belediye Başkanı Serhat Orhan'ın verdiği cevaplar aynen şöyle:

1nci soruya cevap:
"Bakanın söyledikleri bakanın kendisini, benim söylediklerim de beni bağlar."

Cevap aynen bu şekilde. Sadece tek bir cümlelik cevap. Ne başka bir kelime, ne daha başka bir cümle daha yok verilen cevapta. Peki başka nasıl bir cevap verebilir veya nasıl davranabilirdi?
2nci soruya cevap:
"Bu satış işinden sonra bir kaç kişi gelip beni ziyaret etti, kendilerinin Çaldağı'ndaki işletmeyi devraldıklarını, bundan sonra Çaldağı'ndaki madencilik faaliyetlerini kendilerinin yürüteceklerini söylediler. Ancak bu şirketin hangi şirket olduğunu ve bu kişilerin hangi şirkete mensup olduklarını bilmiyorum ve bu konuda pek fazla bilgim yok."

Peki bu soruya böyle bir cevap olabilir mi? Turgutlu'ya sadece 12 km uzaklıktaki Çaldağı'nda madencilik faaliyeti yapacak olan şirketin adını Turgutlu'nun Belediye Başkanı nasıl bilemez?

Yani şimdi şöyle mi düşünmeliyiz: Belediye Başkanı Serhat Orhan"kim oldukları belli olmayan bir takım kişiler" ziyaret etmiş, kendisiyle bir süre sohbet eden bu "kimliği meçhul kişiler", sohbet sırasında Çaldağı'ndaki işletmeyi kendilerinin devraldıklarını ve bundan sonra Çaldağı'nda "adını kesinlikle açıklamak istemedikleri şirketleri hesabına" madencilik faaliyeti yürüteceklerini mi söylemişler? Belediye Başkanının verdiği cevaba göre herhalde böyle birşey olmuş olmalı. Peki böyle bir komedinin yaşanmış olması mümkün mü?

Çaldağı konusunda yerel yönetimin tavrı böyle.
Ama ilginç olan bir başka ayrıntı da TBMM'de sergilenen tavırla ilgili.

19 Aralık 2011 tarihinde 7/2278 esas nosu ile Bakan Veysel Eroğlu tarafından cevaplandırılması talebiyle CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören tarafından verilen soru önergesinde, Çaldağı'ndaki Sardes şirketinin bir Türk şirket tarafından satın alınarak maden işletmesinin devralındığından da söz edilerek "Son olarak Çaldağı'nda nikel madeni arama, çıkarma ve işletme faaliyeti gösteren şirketin adı nedir?" diye sorulmuştu...

Bu soru önergesine bugüne dek neden bir cevap verilmedi, niçin süresi içinde cevaplanmamış ve böylece önerge gündemden düşürülmüş olabilir? Turgutlu'dan 12 km ilerideki Çaldağı'nda madencilik faaliyeti yürütecek olan, kendisinin ruhsat verilmesini sağlayacağı bu şirketin adını Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanı bile hala bilmiyor da ondan mı?

Bu cinayete 'faili meçhul' mü diyeceğiz?
Çaldağı'ndaki şirketin kimliği ile ilgili yaratılan bu "esrarengiz" hava, buradaki söz konusu şirketin kendi tutumu nedeniyle mi oluşmuş olabilir? Buna niye gerek duyuluyor peki? Bu gizlilik neden? Veya dün akşam Belediye Meclis toplantısında gündeme getirilen ilk soruya verilen cevap ve ikinci soruya cevapla nasıl bir manzara ortaya çıkıyor?

Yani bu durumda Çaldağı veya (bu madencilik faaliyetinin yaratacağı olası çevre felaketini hesaba katarsak) Gediz Vadisi bir "faili meçhul kurbanı" mı olacak?

Bu madencilik projesi sonucunda Gediz vadisini kaybedersek, bu durumda bu cinayete "FAİLİ MEÇHUL" mü diyeceğiz?

Şimdi bu duruma ağlayalım mı, gülelim mi?
Yoksa şöyle sormaya mı devam edelim?
ÇALDAĞI'NDA NELER OLUYOR?
       7 Mart 2012Çaldağı       



0 Yorum - Yorum Yaz