Çaldağı'nda topyekûn savunma

Turgutlu'da İngilizler tarafından işletilmek istenen nikel madenine karşı Ege Bölgesi'ndeki birimler güçlerini birleştiriyor

 

Ozan Yayman - Cumhuriyet - 16 Kasım 2010

 

Turgutlu Çaldağı'nda İngilizler tarafından işletilmek istenen nikel madenine karşı yöre halkının direnci sürüyor. Madenin işletmeye geçmesi halinde, 15 yıllık süreç içinde yaklaşık 18 milyon ton sülfürik asit kullanılacağı, 2 milyona yakın ağaç kesileceği, atık havuzlarının heyelan tehlikesi içeren yamaçta yer alacağı ve asitlerin açık havada kullanılacağını vurgulayan bölge insanı, tüm Ege'nin mücadelelerine ortak olmasını istiyor.

Turgutlu’daki kitle örgütleri, ilçelerinde çalıştırılmak istenen madenin tam anlamıyla doğa katliamını yaratacağını kaydediyor. Tesisin işletmeye alınması halinde kendilerini bekleyen tehlikeleri şu biçimde sıralıyorlar: “2 milyona yakın ağaç kesilecek. Çaldağı oyulacak, dev çukurlar kazılacak. Çıkarılan topraklar milyonlarca ton asitle açıkta yıkanacak. Dünyanın en verimli tarım alanlarından birisi olan Gediz Havzası, açık hava kimya tesisine dönüşecek. Yer altı suları önemli ölçüde tüketilecek. Sülfürik asitin yer altı sularına kavuşması söz konusu. Tarım alanları, niteliğini yitirecek. Bölgeden göçler başlayacak. Madenin kurulu olduğu alan, endüstriyel çöplüğe dönüşmüş olarak kalacak...”

Sardes tarafından işletilmek istenen madenden, yüklenici firmanın 15 yıllık süre içerisinde büyük kazanç elde edeceğine dikkat çekiliyor. Bu durum Turgutlu’da, “Kazanç özelleştiriliyor, risk kamulaştırılıyor” yönünde değerlendiriliyor.”

ORTAK HAREKET

Salt Turgutlu’nun değil, Ege Bölgesi’nin de sorunu haline gelmesi kaçınılmaz olan madeni, Ege Belediyeler Birliği de gündemine aldı. Birlik avukatı Enis Dinçeroğlu, Turgutlu’da işletmeye alınmak istenen madenin tüm Ege Bölgesi’ni yakından ilgilendirdiğini vurgulayarak, “Bu konu birlik gündemine girmiştir. Bölgemizdeki tüm yerleşimlerin ortak hareket etmesi kaçınılmaz. Konuyla ilgili Gediz Havzası Yönetmeliği’nin çıkarılması ve yetki devri ile yetki paylaşımı gibi konuların hayata geçirilmesi gerekiyor. Havza yönetmeliği gerçekleşir ve Ege Belediyeler Birliği’ne devri sağlanırsa, tek vücut olarak Turgutlu’da olası bir çevre felaketinin önüne geçebiliriz” diyor.

Bunun yanı sıra Manisa Akademik Odalar Birliği de konuyu yakından takip etmeye başladı. Turgutlu’da Çaldağı’ndaki maden şirketine karşı mücadele edenlerden avukat Hasan Namak, ÇED iptal davasının aleyhlerinde sonuçlandığını ve bunu Danıştay’a temyiz incelemesine taşıdıklarını söyledi. Namak, Sardes şirketine orman tahsis alanı tahsis edilmesiyle ilgili idari işleme karşı açtıkları davayı yerel mahkemede kazandıklarını, bunu da şirketin temyize götürdüğünü söyleyerek, “Aldığımız duyumlara göre, yenilenen Maden Yasası çerçevesinde Sardes’e yeniden orman alanı tahsis edilecek. Şirketin bu yöndeki başvuruyu yaptığını biliyoruz. Bu gerçekleşirse, yöre halkı kendisini ormandaki ağaçlara zincirleyecek ve yaşam alanlarını savunacak” diyor.

Çağrılar yanıtsız kaldı

Namak, Sardes’in, Turgutlu’da dünyanın ikinci büyük sülfürik asit tesisini kurmak istediğini söyleyerek, “Türkiye’de yılda 2,5-3 milyon ton sülfürik asit kullanılıyor. Bu oranın da yüzde 70’i tarımsal amaçlı gübre ihtiyacını karşılamak için. Endüstride kullanılan miktar 1 milyon ton bile değil. Durum böyleyken, Turgutlu’da 16 yıllık süre içerisinde 18 milyon ton sülfürik asit kullanmayı planlıyorlar. Ege Bölgesi’nde yaşayan tüm bireylere sesleniyor ve “Tehlikenin farkında mısınız?” diye soruyoruz” yönünde görüş belirtiyor.

Namak, Sardes yetkililerine defalarca çağrı yaptıklarını ve konunun uzmanlarını bir araya getirerek, açık oturumlar yapılmasını istediklerini de dile getirerek, “Ancak çağrımıza yanıt alamıyoruz. Yüklenici şirket, gerçekleri duymaktan ve kamuoyunun aydınlanmasından korkuyor” görüşlerine yer veriyor.

2 milyon ağaç kesilerek 15 yılda 18 milyon ton sülfürik asit kullanılması planlanan madenin yalnızca Turgutlu için değil, Gediz Havzası ve Ege Bölgesi için tehlike oluşturduğu vurgulanıyor.

 

 


1 Yorum - Yorum Yaz