European Nickel PLC'nin 2009 faaliyet raporu değerlendirmesi

European Nickel'nin 2009 faaliyet raporu değerlendirmesi

BHP Billiton’dan 2002’de emekli olup, 2006’da European Nickel’in yönetim kadrosuna geçen ve halen Başkanlık görevini sürdüren David Whitehead’a göre şirket faaliyetlerini finanse etmekte küresel kriz nedeniyle oldukça etkilenmiş. Çalışan sayısı %58 azaltılarak 72’ye düşürülmüş. Kriz, etkisini en fazla Türkiye’deki kolu Sardes’te göstermiş; işten çıkartmalar yoğun olarak burada yaşanmış.

Grup 2008’de 5 milyon 606 bin Dolarlık (Nikel fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle cazip hale gelen ve tamamı Çaldağ’dan yapılan cevher satışından) gelire karşılık, faaliyetlerinde 23 milyon 363 bin Dolar zarar ederken, 2009’da hiçbir ticari faaliyet geliri olmamış; faaliyetlerden zarar ise 14 milyon 369 bin Dolar olarak gerçekleşmiş.

Hem kriz nedeniyle, hem de grubun umudunu bağladığı Çaldağ projesindeki gecikmeler yüzünden finansal sıkıntı yaşayan grup, bu sıkıntıyı aşmak için yeni ortaklıklara gidiyor; Avusturyalı Rusina firması ile birleşmek için 2 Şubat 2010’da prensipte anlaşılmış; birleşme sonrası Rusina, grup genelinde %27 söz sahibi olacak.

Çaldağ projesinde BHP Billiton’la mevcut off-take (gelecekteki ürünü satın alma anlaşması) ve finansal çerçeve anlaşması 2010 Mart ayında doluyor. Daha önceden anlaşıldığı şekliyle yeni off-take anlaşması Çinli Jiangxi Rare Earth and Rare Metals Tungsten Group Corporation Limited (JXTC) ile yapılması planlanmış. Bu işbirliğinin finansörlüğünü yine bir Çinli firma Tianchen Engineering Corporation (TCC) üstleniyor. Fakat Çin’de  işlerin yavaş yürümesinden ve bürokrasiden şikayet  ediliyor.

Grubun Çaldağ projesi için kullandığı deyim “amiral gemisi” ve onun hemen ardından Filipinlerdeki Acoje projesi geliyor. Çaldağ’daki pilot çalışma sonuçlarından karlılık yönünden memnunlar ve Çaldağ’daki başarı Acoje’nin başarısı için de önemli bir gösterge olacak. Teknoloji aynı; Acoje Çaldağ’ı takip ediyor. Acoje’de halihazırda pilot çalışma sürüyor. Şirket’in Çaldağ’ında başarısızlığa uğraması neredeyse onun da sonu anlamına geliyor. Bu nokta çok önemli ve Türkiye’de yürütülen mücadeleye ayrıca önemli bir tarihsel sorumluluk yüklüyor. Çaldağ, European Nickel PLC için hayat-memat meselesi.

Raporda 2009’da Orman Bakanlığı’ndan Çaldağ için gerekli iznin alındığı belirtiliyor. Bunun için 3 milyon 700 bin dolar harcandığı (2009 Faaliyet Raporu s. 7) yazılmış. Bu noktada kafalardaki soru işaretleri ise şöyle: Gerçekten 2009’da bu kadar yasal bir ödeme yapılmış mı? Yapılmamışsa bu para hangi amaçla nereye veya kimlere harcanmış?

Sürdürülebilir kalkınma veya gelişme, raporda “mevcut ihtiyaçların gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama güç ve yeteneklerini tehlikeye düşürmeden karşılanabilmesi” (s. 9) olarak tanımlanıyor. Grup bu tanımın gereğini karşılayacak önlemleri faaliyetlerinde titizlikle aldığını ve uyguladığını ileri sürüyor. Bu bağlamda bu bölümde ileri sürülenler Prof. Dr. İsmail Duman’ın hazırladığı raporu da çürütme amaçlı görülüyor.

Bazı başlıkları şöyle sıralamak mümkün:

Şirket, Kyoto ve Kopenhag’a atıfta bulunarak, özellikle geliştirdikleri teknolojinin, diğer teknolojilere göre sera gazları salımını üretilen birim metal başına %80 azalttığını iddia ediyor. Ancak oran belirtmeden, liç sonrası kireçtaşı ile nötralizasyon işleminde ilave bir CO2 salımının gerçekleştiği de kabul edilmiş.

Nötralizasyon işlemi sırasında ortaya çıkan CO2’nin yakalanması ya da nötralizasyon işleminin tamamen ortadan kaldırılması için Acoje’de deneme çalışmalarının sürdüğü ve umut verici sonuçlar alındığı söyleniyor.

İşletme sonrası kapatma amacıyla kullanılacak humuslu toprağın önceden biriktirilerek gerekli bakımın yapılmasının önemine dikkat çeken şirket, Ekim 2009’da Türkiye’de ilerideki rehabilitasyon çalışmaları için kullanılacak humuslu toprağın bir yere stoklanmaya başladığı ve gerekli yerlerdeki arazi düzenlemelerin yapıldığını, drenaj kanallarının açıldığını iddia ediyor.

4 Nisan 2010